| | Üretsiz Blog oluştur

konya ilaçlama

konya ilaçlama-kon öncü ilaçlama-kalorifer böçeklerinin bilinmeyenleri

konya ilaçlama-hamamböceklerinin bilinmeyenleri

HAMAMBÖCEKLERİ

DICTYOPTERA familyasından olan bu böcekler yumurta yöntemiyle çoğalırlar .İçinde 35–40 yumurta bulunan paketler yaparak her mevsim ürerler.Yumurtalarını sırtlarında taşıyabilir ve dolaştıkları her yere dökülebilir.bir defafada 200 yumurta üretebilirler. ve bir yumurta paketinden 35-40 adet larva(yavru) meydana gelmektedir. yumurtaları 18 gün'de yavru olarak çıkar.Çok hızlı ürerler.Üredikleri ortamda koloniler halinde yaşarlar,yılda 8-10 defa yumurtlarlar. Dişi ergin hamam böcekleri öldükleri anda bile yumurtalarını bırakırlar.Böcek yumurtaları herhangi bir insektisitle ölmemektedir.Bu nedenle ilk ilaçlamada mecut böcekler öldürüldükten sonra yumurtadan çıkabilecek olan yavrular için 20 gün sonra ilaçlama mutlaka tekrarlanmalıdır.

Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, bilinçsiz yapılam amatör mücadelelerde ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar.

Genellikle geceleri aktif olan bu böcekler ışığa karşı hassastırlar.

Bir Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. yaklaşık bir gecede 4,5 km yol katedebilirler.

Bütün insanların ve diğer canlıların yediği ve yemediği her şeyi yerler, kağıda kadar.

Genelde toplu koloniler halinde yaşarlar, 15 ay kadar ömrü vardır.

Nemli, sıcak ve pis yerleri severler kanalizasyon, kazan dairesi, depo, bodrum, toprak altı galerileri ambalaj içleri gibi yerleri istila ederler. Genelde endüstriyel işletmelerde çok görülürler.

Yılda 8-10 defa yumurtlarlar.

Antenleri çok küçük miktarlardaki nem ve yiyeceği tespit edebilir.

Karınlarının arka tarafindan uzanan duyargaları çok hafif hava akımlarına bile duyarlıdır; öyle ki, potansiyel bir tehlikeden saniyenin binde 54'ü gibi bir zamanda kaçmaya başlayabilirler.

Dizanteri, gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, allerjik reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar.

Sayıları itibariyle ekosistemin önemli bir parçasi olan bu böcekler, bağırsaklarındaki protozoa ve bakteriler yüzünden hemcinsleri de dahil olmak üzere bir çok şeyi yiyebilirler. Bu sebeple de ormanlardaki çör-çöp ve diğer hayvanların artıklarının yeniden tabiata dönmelerini hızlandırırlar. Bu arada kendileri de bir çok hayvana, hatta bazen insanlara yiyecek olurlar.

Evlerde,ve dışarıda yaşayan Hamamböceklerinin hastalık vektörleri olduğu kanıtlanmıştır.Isırmadıkları ve sokmadıkları için bakımları kolay, kullanımları güvenli ideal laboratuar hayvanıdırlar.

Hızlı üremeleri, ortalığı kirletmeleri, kötü kokuları ve en azından potansiyel hastalık(Dizanteri, gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, allerjik reaksiyon) taşıyıcıları oldukları için bir çok böcek kalıcı ilaçlara maruz tutuldukları halde bunların bir kısmına adapte olmayı başarmışlardır.Bağışıklık geliştirebilmişlerdir.

Kanları beyazdır.

Bazı türleri kanatlıdır, fakat uçmaktan ziyade yürümeyi tercih ederler.

Dünyanin en büyük hamamböceği Güney Amerika'da yaşar ve yaklaşık 15 cm uzunluğunda olup iki kanat arası uzunluğu da 30 cm civarındadır.

İskeletleri vücutlarının dışındadır.Yılda birkaç defa iskelet, yani kabuk değiştirirler. Kabuğunu yeni değiştirmiş bir hamamböceğinin rengi beyaz, göz kısmı siyahtır. Kabuk 8 saat sonra normal rengini kazanır.

Bazı türlerde dişiler sadece bir defa çiftleşir ve bu onlara ömürleri boyunca yeter.

Kafası kopmuş bir hamamböceği 1 hafta daha yaşayabilir. Sonuçta ağzı olmadığından su içemediği için susuzluktan ölür.Yüzebilirler, ama ağız veya burunları ile değil de yanlarından nefes aldikları için su yüzeyine doğru yüzerken çok zorlanırlar.

Saatte 4.800 m kadar koşabilirler, maraton rekoru olmasa da boylarına göre çok çok iyi koştukları bilinmektedir..

Hamamböcekleri hakkında bazı sayılar:

6 ayakları vardır. Bir çoğunda 18 eklem bulunur.

40 dakika boyunca nefeslerini tutabilirler.

Hayatlarının % 75 ini dinlenerek geçirirler, bu günde 18 saat demek olur ki, bayağı tembel olduklari anlamına geliyor.

Dünya üzerindeki türlerinin sayisi 5000 civarındadır.

Yaklaşık 320 milyon yıl önce, karbonifer çağda ortaya çikmışlardır ve bu güne kadar görünüşleri çok az değişmiştir.

Ağızları sağa-sola doğru hareket eder.

Yiyeceksiz 1 ay, ancak susuz 1 hafta yaşayabilirler.

Kalbi basitçe valfli bir tüpten ibarettir. Tüp kanı ileri ve geri pompalayabilir. Kalp böceğe hiçbir zarar vermeden durabilir de.

Yavru hamamböcekleri milimetrenin yarısı kadar bir deliğe sığabilir.

Yetişkin erkekler 1.5 mm, hamile dişiler de 4,5 mm büyüklüğündeki aralıklara sığabilirler.

Dünya üzerinde her yerde bulunurlar.

Türlerinin çoğu tropiklerde yaşar, ancak Kuzey ve Güney Kutuplarında da yaşayabilirler.

-32 dereceye kadar dayanabilirler.

Ayaklarındaki pençeleri sayesinde duvarlara tırmanırlar.

Koku alma duyuları o kadar gelişmiştir ki ev halkını misafirlerden ayırt edebilirler.

Dişiler feromon denilen bir tür koku salgılayarak erkekleri davet ederler.

Hamamböceklerinin zor koşullara dayanıklılığını ölçen çalışmalar:

(Jason L. Maron, Department of Physics, California Institute of Technology)

Bu deneyler minimum bilimsel kesinlikle yapıldı.Aynı hamamböceğini bir daha kullanma imkanı olmadığından hiç bir kontrol yoktu. Bu da bir referans hamamböceği tanımlamanın gerekliliğini kanıtlıyor. Aslında deneyler özellikle hamamböcekleri üzerinde kurulmamıştı, ancak bir deney yapılırken her yerde olduğu kadar laboratuarlarda da bulunan bir hamamböceği, istemeden de olsa, deneyin bir parçası oldu.

Sıvı Azotta Dondurma: Öldü.

Havasız Bırakma: Hava boşaltılırken şiddetle titredi, sonra hareketsiz kaldı. Vakum 10 dakika boyunca uygulandı. Tekrar havaya çıkarıldığında yavaş yavaş canlandı ve 2 dakika sonra normale döndü.

Maksimum vakum zamanı: belirlenemedi.

Radyasyon: 40 kW gücünde ve dönen bir anot kaynağından üretilen X-ışınlarına uzun süre maruz kalmış hamamböceklerinin yaşamaya devam ettikleri biliniyor. Kıyaslama için söylemek gerekirse insan vücudunun buna 1 saniye bile maruz kalmasi ölüm nedenidir.Brookhaven Ulusal Laboratuarindaki synchrotronun ürettiği 10 keV X-ışınına maruz kalan bir hamamböceği öldü. Buradaki synchrotron demetinin yoğunluğu dönen bir anot kaynağından üretilen demetin yoğunluğundan yaklaşık 1000 kat büyüktü.Radyasyonda Yaşamını sürdürebileceği en düşük sıcaklık belirlenemedi.

Havasız maruz kalmanın kesin limiti belirlenemedi.

12 Molar HCl e Batırılma: 30 saniyede öldü.

12 Molar NaOH e Batırılma: 30 saniyede öldü.

Suya Batırılma: Suya batırıldıktan 10 dakika sonra dışarı çıkarılan böcek yaşamaya devam etti.Maksimum suda kalma süresi belirlenemedi.

20 Atmosfer Hava BasıncıUygulama: Görünür hiçbir etki olmadı.Maksimum basınç belirlenemedi.

100 Derece Sıcaklıktaki Fırına Koyma: Ölmesi çok uzun sürdü. Termal etkiye maruz kalma sınırı belirlenemedi.

Ayakkabı ve Taban Arasında Ezilme: Dış iskeleti ezmek için yaklaşık 29.4 N kuvvet gerekti. Bu, ezme noktası olarak biliniyor.

Santrifüj: Hamamböceğinin maksimum santrifüj kapasitesi belirlenemedi. Ayakkabı ile ezme deneyindeki sonuçtan bir tahmin yapilabilir.

Sapanla Duvara Atma: Bu deney hamamböceğinin ani yavaşlama travma sinirini ölçecekti ve sonucun ezme noktasından epey büyük çıkması bekleniyordu. Bu deney yapilmadı.

Mikrodalga:1 dakika boyunca hiçbir etki gözlenmedi.Hamamböceğinin maksimum mikrodalga kapasitesi belirlenemedi.

Böcek kıran Spreyi: Öldü.

Patlama: Patlama sirasinda bir M60 tan 1 cm uzakta bulunan bir hamamböceği yaşamaya devam etti.

Uzatılma Dayanıklılığı: Belirlenemedi.

Civa: 30 derecedeki civa buharı basıncına uzun süre maruz bırakılan hamamböceğinin yaşayıp yaşayamayacağı belirlenemedi.

Elektroşok: Bu deneyler yapılmadı.

NASIL GELİYORLAR ? :

Göç yoluyla: Hamam böcekleri ve kemirgenler üreme hızına bağlı olarak yaşadıkları ortamları çok kısa sürede istila ederler. Nüfusları arttıkça yaşadıkları ortamdaki gıda, su ve barınacak yer azalmaktadır. Böyle durumlarda bir kısım zararlı göç ederek yeni koloniler oluştururlar.

Alışveriş Yoluyla:Alışveriş yaptığımız yerler sağlık koşullarına uygun değil ve hamamböceklerini barındırıyorsa buralardan alacağımız herhangi bir ürünle ergin hamamböceği yada yumurtasının yaşadığımız mekanlara gelme olasılığı çok yüksektir.

Bina Konumundan Kaynaklanan Sebepler: Yaşadığımız binaların mimari yapısı zararlı istilası açısından çok önemlidir. Özellikle bina eski ve bakımsız ise zararlının binaya girişi ve barınmasını kolaylaştıracaktır. Kapı altlarındaki açıklar boruların binaya giriş yerlerindeki çatlak ve yarıklar bu zararlıların binaya girişini kolaylaştırmaktadır.

Kanalizasyon sistemi Yoluyla: Hamam böceklerinin yanısıra Fare ve Sıçanlarda daha çok binaya kanalizasyon yoluyla ve kanalizasyon borularında oluşan çatlak ve yarıkların arasından geçerek girerler.Binaya zararlı girişi engellenemiyorsa yapılan mücadelenin etkisi farkedilmeyecektir.Dışardan sürekli giriş olduğu için zararlının ölmediği zannedilecektir.Bu sebeple bu gibi durumlarda öncelikle zararlının gelişi engellenmelidir.

HAMAM BÖCEĞİ TÜRLERİNDEN ÜLKEMİZDE EN SIK GÖRÜLENLER

Alman Hamamböceği (BlatellaGermanica)

Amerikan Hamamböceği (Periplanata Americana)

Oryantal Hamamböceği (Blatta Orientalis)

Kahverengi Çizgili Hamamböceği (Supella longipalpa Brown Banded Cockroach)

Alman Hamamböceği (Blatella Germanica)

Biyolojisi

0.5-1 cm boyunda, kahveregi, en hızlı üreyen hamam böceğidir. Bıraktığı bir pakette 40-48 civarında yumurta vardır. Bir dişi yılda 30.000'i bulan sayıya ulaşabilir, ömrü bir yıldır. Kuru ve sıcak yerleri sevdiği için halk arasında KALORİFER BÖCEĞİ'de denir. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, Bilinçsiz yapılan amatör mücadelelerle ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. yaklaşık bir gecede 4,5 km yol katedebilirler.Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. pazar eşyaları ile,sebzelerle veya kolilerler ile bilinmeden taşınmış olur..

"Dizanteri, gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, allerjik reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar."

Kontrol Önlemleri Bunların kontrolü zordur,Ferdi mücadele ve market ürünleri ile yapılan kısmi mücadele genellikle başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik kayba neden olur.ayrıca üreme sayısı artabilir.Etkin mücadele tecrübe, teknik bilgi ve uygun ensektisit ve periyodik uygulama tekniği gerekir. Kalıcı ensektisiti her türlü çatlak ve yarıklara, kapı pervazı, süpürgelik, dolap arkası gibi yerlere uygun dozda atmak gerekir. Gerekirse özel yemleme sistemi (jel) veya mikrokapsül ilaçlar uygulanır. İçeride ve dışarıda üreme ve barınma yerlerini dikkatle araştırıp bulup yok etmek için profesyonel servise ihtiyaç duyulur. Zira yuvalarına ulaşmakta güçlük çekilir. Mücadelesi dikkat ister kalıcı insektisit uygulanır. Bazen çatılarda kuş yuvaları varsa civarında üreyebilir. Araştırılması gerekir.kesin çözüm için ,20 günlük periyotla en az iki kez ilaçlama gerekir,

Önerimiz

Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa böcekler daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir.20 gün aralıklarla en az iki kez ilaçlama gereklidir.kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz .

Otaş gibi profesyonel uygulayıcı firmalar tarafından, böcekleri saklandıkları yerlerden çıkarıcı ürünler daha sonra da kalıcı ve uzun etkili ilaçlar ile uygulamaları yapılmalıdır

Amerikan Hamamböceği (Periplanata Americana)

Biyolojisi Erginleri ortalama 2-3 cm boyunda kanatlı kırmızımsı kahve renginde en büyük hamam böceği türüdür. Bütün insanların yediği ve yemediği her şeyi yerler, kağıda kadar. İçinde 14–16 yumurta bulunan paketler yaparak her mevsim ürerler. Genelde toplu koloniler halinde yaşarlar, 15 ay kadar ömrü vardır. Nemli, sıcak ve pis yerleri severler kanalizasyon, kazan dairesi, depo, bodrum, toprak altı galerileri ambalaj içleri gibi yerleri istila ederler. Genelde endüstriyel işletmelerde çok görülürler. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, bilinçsiz yapılam amatör mücadelelerde ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. yaklaşık bir gecede 4,5 km yol katedebilirler.Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. pazar eşyaları ile,sebzelerle veya kolilerler ile bilinmeden taşınmış olur..Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa böcekler daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir.20 gün aralıklarla en az iki kez ilaçlama gereklidir.kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz ."Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Allerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar."

Kontrol Önlemleri

Yaşadığı ortam ve yerlerin iyi araştırılması ve profesyonel bir servis tarafından mücadelesi gerekir. Kalıcı etkili ensektisit kullanılır, koli ve malzemeyle de gelebilir, dikkat etmek gerekir.Bunların kontrolü zordur,Ferdi mücadele ve market ürünleri ile yapılan kısmi mücadele genellikle başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik kayba neden olur.ayrıca üreme sayısı artabilir.Etkin mücadele tecrübe, teknik bilgi ve uygun insektisit ve periyodik uygulama tekniği gerekir. Kalıcı insektisiti her türlü çatlak ve yarıklara, kapı pervazı, süpürgelik, dolap arkası gibi yerlere uygun dozda atmak gerekir. Gerekirse özel yemleme sistemi (jel) veya mikrokapsül ilaçlar uygulanır. İçeride ve dışarıda üreme ve barınma yerlerini dikkatle araştırıp bulup yok etmek için profesyonel servise ihtiyaç duyulur. Zira yuvalarına ulaşmakta güçlük çekilir. Mücadelesi dikkat ister kalıcı insektisit uygulanır. Bazen çatılarda kuş yuvaları varsa civarında üreyebilir. Araştırılması gerekir.kesin çözüm için ,20 günlük periyotla en az iki kez ilaçlama gerekir,

Otaş gibi profesyonel uygulayıcı firmalar tarafından, böcekleri saklandıkları yerlerden çıkarıcı ürünler daha sonra da kalıcı ve uzun etkili ilaçlar ile uygulamaları yapılmalıdır Hamamböcekleri Sayfa Başına Dön

Oryantal Hamamböceği (Blatta Orientalis)

Biyolojisi 1–1,5 cm uzunluğunda parlak siyah renklidir. Erkeklerde iki kahve renkli kanat vardır. Dişiler oval erkekler ise daha ince yapıdadır, halk arasında KARAFATMA olarak da anılırlar. Genelde lağım sistemi, bodrum, depo, bina boşlukları ve daha az olarak ta ev içlerinde yuvalanırlar. Havalar ısınınca komşu binalara kadar her yeri istila ederler, kış aylarında ana yuvalarına çekilirler. Ömrü 6 aydır, her türlü gıda ve organik maddeyi yerler. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, Bilinçsiz amatörce yapılan mücadelelerle ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. yaklaşık bir gecede 4,5 km yol katedebilirler.Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. pazar eşyaları ile,sebzelerle veya kolilerler ile bilinmeden taşınmış olur..Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa böcekler daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir.20 gün aralıklarla en az iki kez ilaçlama gereklidir.kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz ."Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Allerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar".

Kontrol Önlemleri

Mücadelesi dikkat ister kalıcı insektisit uygulanır. Bazen çatılarda kuş yuvaları varsa civarında üreyebilir. Araştırılması gerekir.Bunların kontrolü zordur,Ferdi mücadele ve market ürünleri ile yapılan kısmi mücadele genellikle başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik kayba neden olur.ayrıca üreme sayısı artabilir.Etkin mücadele tecrübe, teknik bilgi ve uygun insektisit ve periyodik uygulama tekniği gerekir. Kalıcı insektisiti her türlü çatlak ve yarıklara, kapı pervazı, süpürgelik, dolap arkası gibi yerlere uygun dozda atmak gerekir. Gerekirse özel yemleme sistemi (jel) veya mikrokapsül ilaçlar uygulanır. İçeride ve dışarıda üreme ve barınma yerlerini dikkatle araştırıp bulup yok etmek için profesyonel servise ihtiyaç duyulur. Zira yuvalarına ulaşmakta güçlük çekilir. Mücadelesi dikkat ister kalıcı insektisit uygulanır. Bazen çatılarda kuş yuvaları varsa civarında üreyebilir. Araştırılması gerekir.kesin çözüm için ,20 günlük periyotla en az iki kez ilaçlama gerekir,

Otaş gibi profesyonel uygulayıcı firmalar tarafından, böcekleri saklandıkları yerlerden çıkarıcı ürünler daha sonra da kalıcı ve uzun etkili ilaçlar ile uygulamaları yapılmalıdır Hamamböcekleri Sayfa Başına Dön

Kahverengi Çizgili Hamamböceği Supella longipalpa Brown Banded

Özellikleri

Boy: 1.50 cm

Renk: Erkeği açık kahverengi. Dişinin koyu kahverengi kanatları olabilmektedir. Alman hamamböceklerinden kalkanlarının hemen gerisinde, kanatlarının tabanındaki çapraz iki açık çizgi ile ayırt edilirler.

Davranışları

Tüm hamamböcekleri gibi, zamanlarını yarık ve çatlaklarda geçirir, karanlık olduğunda yiyecek ve su aramaya çıkarlar. Organik olan her şeyi, hatta kitapların organik yapıştırıcılarını bile yerler.

Yaşam Alanları

Genelde evlerde ve konaklama tesislerinde görülürler. Rutubetsiz ortamlara dayanıklı olduklarından, yatak odası, dolap ve kütüphanelerde de yaşarlar.

Mücadele İpuçları

Tüm hamamböcekleri yiyecek, su ve barınak ihtiyacı duyarlar. Bunlardan herhangi biri sınırlandırıldığında çoğalmaları engellenmiş olur.

Otaş gibi profesyonel uygulayıcı firmalar tarafından, böcekleri saklandıkları yerlerden çıkarıcı ürünler daha sonra da kalıcı ve uzun etkili ilaçlar ile uygulamaları yapılmalıdır

 

KONYA-FARE MÜCADELESİ

FİZİKSEL KONTROL 

1-Dışkıları, ayak izleri ve kemirme sonucu bıraktıkları izler dikkatle takip edilmeli

2-Tavan ve çatı araları, su giderleri, geçiş yapabilecekleri delik ve benzeri açıklıklar saptanarak tedbir alınmalı

3-Çöplük civarı, kanalizasyon etrafı, düzensiz istif yapılmış malzemelerin olduğu bölümler kontrol altına alınmalı  

SAVAŞIM 

SİSTEM 1: Ultrasonik kovucu cihazlar yöntemi ile mekândan kovmak.

SİSTEM 2: İstasyon yöntemi ile zehirlemek

SİSTEM 3: Canlı yakalama kapanları ile mücadele

SİSTEM 4: Basit mücadele yöntemi, gazla veya basit  mücadele yönteminde zehirli yemler etrafa konulur. Ancak diğer canlılara ve insanlara zarar verebilir. Bu nedenle önerilmez.

KEMİRGEN PROBLEMLERİ

Kemirgenler insanlardan sonra zekâ ve üstün duyuları ile en başarılı şekilde çevreye ve her türlü ortama uyum sağlayan memelilerdir. Koku alma duyuları çok güçlü olduğu için gıdaları kolayca bulur ve engel tanımazlar, her yere ulaşırlar. Çok hızlı çoğalır, dişileri senede 7 kez ve her seferinde 8-10 yavru yaparlar. Tünel kazma, kemirme, tırmanma ve yüzmede çok ustadırlar. Kurşun kalem çapındaki bir delikten diğer bölgelere geçebilirler yer değiştirebilirler.

FARELERİN YARATTIĞI ZARARLAR

Ev ve işyerlerini istila eder, eşyaya zarar verir, kemirirler yiyeceklere zarar verir, tüketir ambalajlarını bozarlar. Dışkıları kılları ve taşıdıkları mikroorganizmalar yiyecekleri kontamine eder. Gıdaları ve gezdikleri çevreyi kirleterek bulaşıcı hastalıkların insanlara yayılmasına sebep olurlar. (veba, tifüs, weil, sodoko, hummalar, paraziter hastalıklar, kuduz salmonella bakterileri ve barsak enfeksiyonları gibi birçok hastalık) *Çiftlik hayatına zarar verirler. Süt ve yumurta üretiminde azalmaya hayvanlarda yarattıkları stres ve rahatsızlık ile ağarlık kaybına neden olurlar. Peptospirosis, salmonella, brucellosis ve şap hastalığını yayarak büyük tehlike teşkil ederler. *Ahşap metal yerleri, boruları, elektrik kablolarını vs kemirirler. Elektrik kontağı ve yangına sıkça sebep olurlar. *Isırıklara ve diğer yaralanmalara neden olurlar korkutarak insanların sağlığını da bozarlar. *Fareler sadece gemileri batırmakla kalmıyor, elektrik kablolarını da kemiriyor. Çünkü, bu hayvanların genetik kökenli diş problemleri var; ön dişlerindeki büyüme durmuyor. Bu nedenle fareler, ön dişlerinin büyümesini engelleyebilmek için elektrik kablolarını kemirme ihtiyacı duyuyor. Ancak elbette ki bu hem onlar hem de çevre için büyük bir risk taşıyor. Yüksek voltajlı kabloları kemiren bir fare yangın çıkmasını neden oluyor, ancak tabii ki bu yaptığından pişman olacak kadar uzun yaşayamıyor. Farelerin dişleri hafif çelikten bile daha sert olduğundan boruları, ince metalleri ve hatta beton blokları bile kolayca tahrip edebiliyor.

1-Ev ve işyerlerini istila eder, eşyaya zarar verir, kemirir. 
2-Yiyeceklere zarar verir, tüketir, ambalajlarını bozar. 
3-Gıdaları ve gezdikleri çevreyi kirleterek bulaşıcı hastalıkların insanlara yayılmasına sebep olur.(Veba, tifüs, weil, sodoko, hummalar, parazitler hastalıklar, kuduz, salmonella bakterileri ve bağırsak enfeksiyonları gibi birçok hastalık) 
4-Çiftlik hayvanları içinde leptospirosis, salmonella, brucellesis ve şap hastalığını yayarak büyük tehlike teşkil ederler. 
5- Kabloları kemirerek elektrik kontağı, bilgisayar sistemlerinin bozulmasına ve yangına sıkça sebep olur. 
6-Korkutarak insanların sağlığını da bozarlar.

MÜCADELE YÖNTEMLERİ

Açıklanan zararlara maruz kalmamak için mutlaka amatör veya profesyonel düzeyde kemirgenlerle mücadele etmek gerekir. Geçici veya sürekli başarı sağlayan çeşitli metotlar vardır.  
 
A) SİSTEMLİ VE KALICI MÜCADELE YÖNTEMLERİ (PROFESYONEL UYGULAMALAR):

SİSTEM 1: Ultrasonik kovucu cihazlar yöntemi ile mekândan kovmak.  
SİSTEM 2: İstasyon yöntemi ile zehirlemek  ve yakalamak 
SİSTEM 3: Canlı yakalama kapanları ile mücadele 
SİSTEM 4: Yapışkan levhalar kullanılarak mücadele 
SİSTEM 4: Basit mücadele yöntemi, gazla veya basit  mücadele yönteminde zehirli yemler etrafa konulur. Ancak diğer canlılara ve insanlara zarar verebilir. Bu nedenle önerilmez.

(Not: Sistemli profesyonel uygulamalar Detaylı bir şekilde  aşağıda izah edilmiştir.)

B) BASİT MÜCADELE: Bina içine farelerin girmesini önleyici tedbir. (Çevre delikleri, kapı altlarını kapatma gibi) Bina müsaitse ve iyi yapılırsa etkilidir. Geçici yemler koyma, kapan kurma gibi küçük çaplı sorunlarda yapılan mücadele yöntemidir ki bilinçli yapılırsa kısa süreli rahatlama sağlar. Ancak 1-2 ay sonra sorun tekrar başlayabilir. Yemlerin çevreyi kirletme riski vardır ve dikkat edilmelidir.  
 
C) GAZLA MÜCADELE: Tesise gaz verme şeklindedir ki çok zehirli ve risklidir. Her tesise uygulanmaz, zaman zaman tekrarlamak gerekir, profesyonel uygulayıcılar yapabilir. Zaman kaybına sebep olur ve masraflıdır.

D) İSTASYON YÖNTEMİ İLE MÜCADELE: Farelerin en çok yiyecek maddesinin bol olduğu ambar, değirmen, kümes gibi yerlerde bulundukları, iç alanlarda taban ve pervaz araları, her türlü duvar delikleri, oluklar, dış alanlarda ise çöplük kenarları, toprak yığınları su kanallarında barındıkları dikkate alınmalıdır. Kurulacak yem istasyonları hedef dışı yaban ve evcil canlıların ulaşamayacağı; fare ve sıçanların hareket ve saklanma yerlerine yakın şekilde; söz konusu canlıların hızlı bir şekilde hareket edecekleri ve kısa sürede saklanma ihtiyacı duyacakları göz önüne alınarak; gürültüsüz ve sakin yerlere yerleştirilmelidir. Yemler çevre şartlarından etkilenmeyecek şekilde kap ve kutulara konulmalı; kesinlikle insan eline maruz bırakılmamalıdır. Bu amaç için özel imal edilmiş kapaklı ve kilitli fare ve sıçan yem istasyonları tercih edilmelidir. İstasyon kap ve kutular üzerine 'DİKKAT FARE ZEHİRİDİR! ' uyarıcı yazı yazılmalıdır. Kullanılacak fare zehirinin formülasyon mücadele ortamının ve farelerin beslenme özelliklerine uygun olarak seçilmelidir. Örneğin; kanalizasyon; rutubetli ve ıslak ortamlarda tercih edilecek formülasyon tipi mum bloklarıdır. Yem istasyonları belli aralıklarla yerleştirilmelidir, 7-10 günde bir kontrol edilerek azalan yemler takviye edilmelidir hiç dokunulmamış istasyonların yerleri değiştirilmeli veya azalan yemlere ilave edilmelidir. Uygulaması;

1-Kemirgen mücadelesi başlangıçta, 15 gün ara ile yapılacak olan 2 ilaçlama ve kontrol şeklindedir. 
2-Bu program sonucu ortamda var olan kemirgenler tamamen yok edilir. 
3-Daha sonra giriş yapacak olanların yuvalanma ve çoğalmalarını önlemek amacıyla aylık 
periyotlarla ilaçlama ve kontroller yapılması gerekmektedir. Yapılacak mücadelede antikoagülan etkili rodentisidlerin granür ve mum blok formları kullanılacaktır. Bu ürünlerden 5- 10 gr yiyen kemirgenler 4-6 gün içinde çoğunlukla yuvalarında ölürler. Yapışkan levha ilave edilirse istasyon içerisinde yakalanır. Sık sık kontrol edilmelidir. Bağışıklık oluşmaz. Ürünlerin uygulaması yem istasyonları içerisinde yapılır. Farelerin tamamen canlı yakalanması istenirse yapışkan  levhalar ve ilave edilen özel dizayn edilmiş canlı yakalama istasyonları kullanılır.

KEMİRGENLER İÇİN İSTASYON

Fabrika, Otel, Hastane, Binalar, Siteler, Çarşılar, Depolar, Gıda İmalatı, Açık arazi gibi farenin kolay yerleşebileceği çevresi ile teması çok ve hassas kurumlarda %100 uzun ve sürekli başarıyı getirecek bir sistemdir. Kontrollerle senelerce başarı devam ettirilir. Bu sistemde; soruna göre tesisin içine ve dışına belli teknikle plastik fare yem istasyonları içine yem ve yapışkan levha konarak yerleştirilir. Soruna göre değişik ölçülerdeki istasyonlar gerekirse yere sabitlenir, kilitlenir, içine kontrol etiketi yapıştırılır. İstasyon listesi tutulur. İlk ay 7-10 gün sonra, diğer aylarda ayda bir kontrol etmek yeterlidir. Kontrolde yemler bitmiş veya azalmışsa takviye edilir. Yapışkan levha üzerinde yakalanan fare var ise atılır ve yenilenir. Bu yöntem ile farenin herhangi bir mekânda ölmesi önlenir.

BU SİSTEMİN AVANTAJLARI

1-İstasyon kutuları ve kurulan sistem bozulmadan uzun yıllar çok çok düşük maliyetle %100 koruma sağlar. Yemlerin çevreye dağılma, dökülme ve bulaşmasını önler. 
2-Tasarruflu kullanıma imkân verir. 
3-İki ayrı kilit sistemi olduğundan çocuklar ve evcil hayvanlar içinde emniyetlidir. Fare zehirlerini yağmur, rutubet ve tozdan korur.

Periyodik kontrollerde fare zehrinin yenilmesi durumu denetimli şekilde tespit edildiği için fare popülâsyonunun kontrolünde yararlı olur ve monitör görevi yapar. Fareler; gizliliği, karanlık, kapalı ve emniyetli ortamı sevdiği için istasyonlar tam bir cazibe merkezi olmaktadır. Ayrıca içine giren farenin bıraktığı koku diğerlerini de hemen güvenle istasyona çeker. Çevrede çok cazip gıdalar bile olsa istasyon tercih sebebi olmaktadır. İç ve dış mekânlarda güvenle kullanılır. Yere veya duvara sabitlenebilir.


 

    FARE MÜCADELE  MALZEMELERİ VE İLAÇLARI 

FARE İLAÇLARI

Fareler yemi yedikten birkaç gün sonra iç kanamadan ölürler. Bu şekilde yemlerin zehirli olduğundan şüphelenmezler.

1- Palet şeklindeki fare zehirler  
2- Mum blok şeklindeki fare zehirleri  
3- Toz şeklindeki fare zehirleri  
4- Granür şeklindeki fare zehirleri   
5- Zehirsiz yapışkan şeklindeki

MUM BLOK YEMLER

Fare ve sıçan yemidir. Eşsiz bir püskürtme işlemi ile üretilen blok yemler kemiricilerde üstün kabul ve kontrol sağlar. Tahılların özel karışımı ve düşük parafin içeriği ile formüle edilen  Blok Yemler kuru ve nemli alanlarda tazeliğini ve tadını uzun süre korur. 
 
Kullanıma hazır  Blok Yemleri özel patentlidir ve çok kenarlı olarak dizayn edilmiştir. Her blok yem üzerinde kemiriciler için çok ısırma kenarı bulunur. Her bir blok yem, yem istasyonlarına, dar yemleme alanlarına ve tünel girişlerine kolaylıkla uygulanır; merkezindeki delik sayesinde,  yem istasyonları içinde bulunan emniyet çubuklarına takılır böylece sadece yatay değil dikeyde yerleştirilebilir.  Yem ve yem istasyonları; güvenlik yönünden kusursuz bir bütünlük sağlarlar.

PALET YEMLER

Palet yemler; antikoagulan içeren (Diphacione ve Bromadiolone), pelet yem şeklinde üretilmiştir. Kemiriciler tarafından kabul görür. Geliştirilmiş tadı ve uzun raf ömrü ürüne ayrı bir özellik katar. Aktif maddelerinin sıvı emülsiyon içinde bulunması  Pelet yemlerinin stabilitesini arttırır. Dış etkenlere dayanıklılığı sıkıştırılarak arttırılmıştır. Böylece yem uzun süre tazeliğini korur. Sert peletler sıçan ve farelerin kemirme dürtülerini karşılar. 
Yem ürkekliği problem oluşturmaz. Çünkü ölüm yem tüketiminde birkaç gün sonra olur.

PAKET YEMLER

Poliglasin paketler içinde bulunmaktadır. Poliglasin yem taze ve lezzetli tutar, rutubetten korur. Bununla birlikte yemin kokusunu dışarıya sızdırarak kemiricileri cezbeder ve ısırmalarına neden olur. İnce uzun paketler, deliklere, yem istasyonlarına ve ulaşılması zor yerlere kolayca uygulanır.

RODENTLERLE MÜCADELE YÖNTEMLERİ 

Mücadelenin ilk safhasında bir ön araştırma yapılması özellikle önemlidir. Bu sayede önemli bilgiler elde edilebilir ve mücadele bu bilgiler doğrultusunda yönlendirilerek daha etkin hale getirilebilir (7, 9, 10). Ardından gıda işletmelerine rodentlerin girişini engelleyici, var olanlar içinde ortamın cazibesini azaltıcı çeşitli önlemlere başvurulur. Bunlar profilaktik önlemler kapsamı içinde incelenmektedir. Eğer profilaktik önlemler yeterince etkili olmazsa çeşitli eradike edici yöntemler kullanılarak mücadele yapılır (5). Bu önlem ve yöntemler aşağıda maddeler halinde kısaca belirtilmektedir. 

PROFİLAKTİK ÖNLEMLER 

Rodentlerle mücadeleye başlamadan önce neyin nasıl yapılması gerektiği iyice bilinmelidir. Bu amaçla bir ön araştırma yapılarak işe başlanır. Ön araştırma için harcanan zaman kesinlikle kayıp bir zaman sayılmamalıdır. Ön araştırmada bilgi toplanması gereken noktalar aşağıda verilmektedir:

- Probleme neden olan cins

- stilanın -yatay ve dikey olarak- boyutları

- stilanın ölçüsü -hafif, orta, ağır-

- Aktivite alanları ve potansiyel beslenme noktaları

- Yiyecek kaynağı

- Barınak imkânı

- Su kaynağı

- stilanın tarihi - özellikle daha önceki kontrol tarihi (direnç, utangaçlık)

- stilanın kaynağı

- Hedef olmayan canlılar için oluşturulan risk

- Binayla ilgili kusurlar 

Yeterli bir ön araştırma yapılmadan hiçbir kontrol programı uygulanmamalıdır. Rodent istilasının tüm boyutları düzenli olarak incelenmeli, aktivitenin olduğu bölgeler belirlenerek en uygun kontrol yöntemine karar verilmelidir. Araştırma teknikleri: Kemirgenler, gece dolaşan hayvanlar oldukları ve normal çalışma günü içinde seyrek olarak göründükleri için kendisinin görülmesi dışında daha önce anlatılmış olan diğer izlerden bilgi toplanması gerekir. Hiçbir bölge ihmal edilmeden, sadece göz seviyesi değil, daha yukarısı ve yeraltı da araştırılmalıdır. İyi bir fener, araştırma için en gerekli alettir. Ayrıca koruyuculu giysilerin de giyilmesi gerekir. Çevreyi değiştirmeden araştırma yapmak da önemlidir, çünkü herhangi bir değişiklik, kemirgen davranışını etkileyecek ve uygun olmayan kontrol tekniğinin kullanılmasına neden olacaktır. Araştırmacı pasif araştırma ile kalmamalı, yeni aktivite izlerini de takip etmelidir. Bazı tozların ince bir tabaka halinde kullanılması, sadece aktivitenin belirlenmesine yardımcı olmayıp, aynı zamanda kontrol işlemlerinin ilerlemesini de sağlayacaktır. Bina içinde floresans maddeli iz tozlarının UV lamba ile birlikte taranması, belirli mesafedeki kemirgen aktivite yollarının tanımlanmasına olanak verir. Gece bekçileri ve normal çalışma saatleri dışındaki kişiler ve bölgeyle yakın ilişkideki kişiler ile de temas kurulmalı, bilgiler alınmalıdır. Bu araştırmalar, istilanın ölçüsü ve sınırları belirlenene kadar sürmelidir. Ancak bundan sonra istilanın tümüne uygulanacak kontrol teknikleri geliştirilebilir. Çevresel Düzenlemeler: Eğer bu gereksinimler karşılanmazsa, ortam cazip olmayacak ve bir istila oluşmayacaktır. Yiyecek, barınak ve su kaynaklarının ortadan kaldırılması ve çevresel hijyene dikkat edilmesi en etkin çözümdür. Fakat bunların sağlanması zordur ve eğer sağlanamıyorsa ortama girişin önlenmesi gereklidir. Direkt kontrol yöntemleriyle birlikte çevresel düzenlemelerin yapılması, istilanın yok edilmesi ve tekrarlanmamasını sağlar. Rapor tutulması: Bir kontrol programının etkili ve güvenli olması için mutlaka rapor tutulmalıdır. Temel olarak 2 çeşit bilgi kaydedilmelidir: 

a) Bölgeyle ilgili olanlar: Bölgeyle ilgili olan bilgiler adresi, temasları, cinsleri ve seçili bölgenin bir haritasını ve araştırma sonuçlarını içerir. Yem notları da ayrıca bu belgede yer alabilir.


b) Mücadeleyle ilgili olanlar:
Kullanılan rodentisit adını ve formülasyonunu, ilk ve daha sonraki ziyaretlerin tarihlerini, yem ile ilgili ayrıntıları ve yenilenmelerini kapsar. Mücadelenin ilerleyişi bu bilgilerden izlenebilir. Düzenli raporlamanın olması, güvenliği arttırıcı olarak, diğer bir avantaj sağlar. Yemin hedef olmayan canlı tarafından alındığını gösterebilmesi gibi yemlerin yerleştirilme noktalarının liste halinde tutulabilmesi ve mücadeleden sonra geri alınabilmesi de sağlanır. Hijyenik ve yapısal aksaklıklar da, mücadele devam ederken kaydedilmelidir ve yeni bir istilanın önlenmesi için gerekli öneriler ile birleştirilmelidir. Bu kayıtlar mücadeleyi yürüten personel tarafından tutulur. Ayrıca müşteri de bu konuda bilgilendirilmeli ve özellikle hedef olmayan canlı tarafından zehrin tüketildiğinden şüphelenildiğinde ne yapılması gerektiği anlatılmalıdır. Mücadele süresince de istilanın karakteristiklerinin sürekli değerlendirilmesi gerekir.
 

BİYOLOJİK KONTROL 

Kedilerin kullanılması gibi biyolojik tekniklerin kontroldeki etkinliği tartışmalıdır. Çünkü yavru fareler yakalansa bile daha iri yetişkin fareler kurtulmaktadır. Kedi varlığının rodent istilasının gelişmesini önleyeceği iddia edilse bile başka yerde yakaladıkları fareleri de getirebilirler. Ayrıca kedi gibi evcil hayvanların gıda işletmelerinde mevcudiyeti de ayrı bir hijyen problemidir ve kontaminasyon kaynağı olması dolayısıyla istenmez. 

FİZİKSEL YÖNTEMLER 

KAPANLAR: Kapan kullanımı, muhtemelen en eski mücadele yöntemidir. Kapanların birçok tipi ve değişik modelleri vardır. Fakat canlı yakalayan ve öldüren kapanlar olarak iki sınıfa ayrılabilirler. Canlı yakalayan kapanların çoklu ve tekli modelleri vardır. Mücadele için en çok öldüren kapanlar kullanılır. Rodentisitlerin kullanılmadığı, ufak çaplı istilaların kontrolünde kullanılabilen kapanların sınırlı düzeyde kabul edilebilir olmalarının en büyük nedeni birçok rodent tarafından gösterilen ve “kapan utangaçlığı” olarak adlandırılan davranıştır. Eğer geniş boyutlu bir kontrol programında kullanılması gerekli ise, yoğun bir şekilde yapılmalı ve çok sıkı gözlemlenmelidir. 

YAPIŞKANLAR: Sert bir karton üzerine yapışkan madde veya özel bir yapışkan madde sürülür ve rodent aktivitesinin olduğu tahmin edilen yerlere konulur. Özellikle gıda ve toplu yemek hizmetlerinin olduğu yerlerde ve diğer kontrol tekniklerinin işe yaramadığı durumlarda kullanılır, günde birkaç kez ziyaret edilerek yapışmış hayvanlar toplanmalı ve yok edilmelidir.


ULTRASONOGRAFİK CİHAZLAR:
Son yıllarda gıda işletmelerinde rodent kontrolü için ultra dalga sistemine dayalı akustik cihazlar giderek yaygın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Bu cihazlar insanların duyamayacağı ultrasonik ses dalgaları (yaklaşık 30.000 Hz) yayarak rodentlerin rahatsız edilmesini ve uzaklaştırılmasını amaçlar.
 

KİMYASAL MÜCADELE YÖNTEMLERİ 

FUMİGASYON-GAZ YÖNTEMİ: Fumigasyon, diğer tüm yöntemlerin yerine kullanılabilecek bir yöntemdir ve sadece binaların dışında kullanılmasına izin verilmiştir. Rodentlerin yaşadığı yuva deliklerine toz veya tablet şeklinde uygulanır. Nemle birlikte oluşan toksik gaz fare girişinin kapatılmasıyla kemirgenin içerde ölmesine neden olur ki tane ürünün kullanılmasına izin verilmiştir. Hidrojen siyanat, kalsiyum ve magnezyum siyanatın bir karışımı olarak uygulanır. Rodentlere ve insanlara karşı çok toksik olup güvenlik önlemlerinin alınması gereklidir. Bu teknik kullanılmadan önce mutlaka eğitim verilmelidir. Diğer kullanılabilecek ürün ise fosfin’dir. Bu yöntem yem kullanımı kadar ekonomik değildir ve risk oluşturması nedeniyle güvenlik açısından pek tercih edilmez. 

KEMOSTERİLİZATÖR: Kemirgenlerin tümünde veya bir kısmında (dişi ve/veya erkek) kalıcı veya geçici kısırlık oluşturan kimyasallardır. Etkin olarak kısırlaştırılan bir popülâsyonun yok edilebileceği teorisine dayanır. Tüm popülâsyonun ölmesi için gereken sürenin dışında sadece farelere özgü olması gerekliliği ve dışarıdan göçler gibi problemler vardır.


RODENDİSİTLER:
Rodent mücadelesinde uzun yıllardan beri farklı özelliğe sahip çeşitli kimyasal preparatlar kullanılmaktadır. Bunlar etkime tarzı açısından iki ana gruba ayrılır;
 

1- Akut rodentisitler

(Alphachloralose, Fluoroacetamide, Norbormide, Thallium sulphate, Zinc phosphate, Calciferol)


2- Kronik rodentisitler

(1.nesil: Warfarin, Chlorophacinone, Diphacinone, Coumatetryl)

(2.nesil: Difenocoum, Bromadiolone, Flocoumafen, Brodifaceum) 

Akut rodentisitler çok hızlı etki eden, uzun süreli besleme ihtiyacını ortadan kaldıran ancak acı veren kimyasal ajanlardır. Verdiği acı nedeniyle ölüm dozunun altında zehir alan rodentler kurtulmakta ve bu zehiri içeren yiyeceklere tekrar yaklaşmamaktadır. Bu durum “yem utangaçlığı-zehir utangaçlığı” olarak adlandırılır. Buna ek olarak yem kabına veya yemin bulunduğu yere karşı da utangaçlık oluşmaktadır. Bu tür öğrenilerek edinilmiş davranışlar ölüm dozunun altında zehir almış farelerde ortaya çıkarak aynı yeme tekrar dönüşmesine engel olur ve mücadele başarısız kalır. Ölüm dozunun altında beslenme bazı farelerin neofobik (yeni nesnelere karşı çekingen) davranışları sonucu daha da artar. Bu durum ön besleme yaparak engellenebilir. Bir süre zehir içermeyen yemler konularak rodentlerin beslenmesi sağlandıktan sonra mevcut yem zehirli yemle değiştirilir ve böylece ölüm dozunda akut rodentisit alınma şansı arttırılır. Akut rodentisitler en iyi ön besleme yapıldıktan sonra kullanılır. Fakat yine de rodent istilasını tamamen önleyemez ve davranış değişikliğine neden olur. Bazı akut rodentisitler kümülatif etkili de olabilir. Daha yavaş etkimelerinden dolayı besleme durmadan önce farenin yemden birkaç kez almasını sağlarlar. Ancak önemli bir nokta bu tür rodentisitler yüksek konsantrasyonlarda kullanıldıkları için hedef olmayan canlılarda da hayati tehlike oluşturabilmesidir. 

Kronik rodentisitler daha yavaş etkiyen ve acı oluşturmayan kimyasal ajanlardır. Özellikle kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagulant maddelerin bu amaçla kullanılmaya başlanması sonucu mücadele daha başarılı hale gelmiştir. Bu tür zehirli yemlerle düşük dozlu besleme ölüm dozu alınana kadar sürer. Antikoagulantlarla zehirlenen rodentler kanın pıhtılaşma mekanizması bozulduğundan küçük bir damarın zedelenmesi sonucu dahi kan kaybından ölürler. Bu tür zehirler insanlar ve diğer canlılar için de tehlikeli olduğundan dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Ancak ölüm için yinelenen dozlara ihtiyaç olduğundan akut rodentisitlere nazaran daha güvenlidir. Kronik rodentisitler ön beslemeyi gerektirmezler. Bununla birlikte, rodentlerin yemlere alışması ve beş ardışık gün beslenmesi gerekir. Yem kaplarının sürekli dolu bulunması için sık sık yem takviyesi yapılmalıdır. Bu şekilde yapılan yemleme “Doyurma yemlemesi-Saturatioz yemleme” adını alır. Eğer ardışık olarak yem alınmazsa vücuda giren zehir boşaltım yoluyla hızla atılacağından yemleme programına tekrar baştan başlanmalıdır. Warfarin gibi birinci nesil antikoagulantlar 1950’lerden itibaren yaklaşık ilk 10 yıl başarıyla kullanılmıştır. Ancak daha sonradan rodentlerde bu rodentisitlere karşı bir direnç şekillendiği gözlenmiştir. Difenacoum’un da yer aldığı ikinci nesil antikoagulantların geliştirilmesiyle dirençli popülâsyonların kontrolü sağlanmıştır. Kinci nesil antikoagulant rodentisitlerden flocoumafen ve Brodifaceum diğerlerine göre daha toksiktir ve tek doz yeterli olabilmektedir. Bununla birlikte yine de ölüm ertelenmekte, çok şiddetli semptomlar oluşmamakta ve zehir veya yem utangaçlığı görülmemektedir. Bu iki antikoagulanttın yüksek toksisitesi ve diğer karakteristiklerinden dolayı farklı bir yemleme yöntemi uygulanabilir. “Aralıklı yemleme-Pulsed yemleme” olarak adlandırılan bu yöntemde yemlerin daha az ziyaret edilerek yenilmesi işçiliği ve maliyeti azaltır. Rodentisitler yemlerle karıştırılarak cazip hale getirilmeye çalışılır. En yaygın zehirli yem tipleri parafinle karıştırılmış blok yem, paket yem ve pelet yemdir. Ayrıca sıvı yemler de mücadelede yaygın olarak kullanılabilir. Ancak mevcut rodentisit konsantrasyonunu etkileyebilen evaporasyon problemi vardır ve hedef alınmayan hayvanlar etkilenebilir. Bunlar dezavantajları oluşturmaktadır. Yem kombinasyonları da gıda işletmelerinde mücadele amacıyla kullanılabilmektedir. Mücadelede yemlerin konulduğu kutu, boru gibi ekipmanlar kullanılması uygun olur. Yem istasyonu olarak adlandırılan bu ekipmanlar özel olarak yaptırılabileceği gibi piyasada da bulunabilmektedir. Bu istasyonların içine konan yemler işletmenin çeşitli yerlerine ve işletme etrafına yerleştirilirler. Numaralandırılan bu istasyonlar düzenli olarak, haftada en az bir kez kontrol edilerek yem tüketimi gözlenir ve eksilen yemler takviye edilir. Yoğun yem tüketimi yoğun istila belirtisidir ve mücadele bu bölgede yoğunlaştırılmalıdır. Elde edilen gözlem ve sonuçlar hazırlanmış olan formlara kaydedilir. 

SONUÇ: İnsekt ve rodent gibi pestlerle mücadeleyi gıda işletmesi kendi bünyesinde yürütebilir. Ancak

bu konu ile ilgilenen kişi veya kişilerin mümkün olduğunca bilgili olması, rodentisit konulan yem istasyonlarını düzenli olarak kontrol etmesi, rodentlerin genel özelliklerini bilmesi, rodentisit formülasyonlarına, uygulama yerlerine ve şekillerine dikkat etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde insan ve çevre sağlığı büyük bir riske girmektedir. Nitekim bilinçsiz ve dikkatsiz rodentisit kullanımına bağlı olarak çeşitli zehirlenmelerin meydana geldiği zaman zaman medyaya da yansımaktadır. Son yıllarda ülkemizde de çeşitli ticari kuruluşlar pest kontrol üzerine uzmanlaşmışlardır. Bu tür profesyonel firmalar gıda işletmeleriyle sözleşmeler yaparak periyodik olarak mücadeleyi yürütmektedirler. Bu durumda ilaçlama etkinliği ve firmanın görevlendirdiği kişilerin yeterliliği kontrol edilmelidir. Yeni bir istila durumunda ilave tedbirler alınmalıdır. Her durumda mücadele ile ilgili kayıtlar tutulmalı ve gereken değişiklikler yapılmalıdır. İşletme içinde atık maddelerin uygun bir şekilde uzaklaştırılması, üretimin ardından iyi bir temizlik ve dezenfeksiyon yaparak ortamın rodentler için cazip hale gelmesinin önlenmesi faydalı olacaktır. Böylece gıda işletmelerinde büyük problemler oluşturan rodentlerle yapılan mücadele başarıya ulaşacaktır. 

NOT: Bilgiler “Gıda işletmelerinde rodent problemi ve mücadele yöntemleri” Ömer ÇETİN, Harun AKSU makalelerinden alınmıştır.

KONYA KENE-AKREP İLAÇLAMA-KENE,AKREP SOKMASI-KONYA ÖRÜMCEK İLAÇLAMA

 ÖRÜMCEK SOKMALARI VE AKREP SOKMALARI

Yeryüzünde yüzlerce çeşit örümcek vardır. Örümcek ısırıklarının tamamı zehirlidir, ancak genellikle insanlar için tehlike arz etmez. Örümceklerin çoğunda çok az zehir vardır veya dişleri cildi delecek kadar büyük değildir. Sadece birkaç örümcek türü tehlikeli ısırıklara neden olur. Örümcek ısırıklarının çoğu tehlikeli olmadığı için, tıbbi müdahale gerektirmez.

Ciddi ısırıklara neden olan bazı örümcek ve akrepler:

• Karadul örümceği
• Kahverengi inziva örümceği
• Hobo örümceği
• Arizona akrebi
                                                      AKREP
Akrepler örümceklerle akrabadır. Uzun bir gövdeleri ve her an batmaya hazır uzun kıvrık kuyrukları vardır. Yaklaşık 7.6 cm büyüklüğündedir, bir çift kıskaç ve sekiz ayak, ve kuyruğunun ucunda iğneleri vardır. Akrepler genellikle serin akşam saatlerinde sokarlar.
Örümcek ısırığının veya akrep sokmasının semptomları nelerdir?
Örümcek ısırıklarına ve akrep sokmalarına karşı 3 ana reaksiyon tipi vardır:

• Kırmızılık gibi hafif semptomların sadece ısırığın olduğu bölgede görüldüğü, lokal reaksiyonlar

• Kaşınma gibi ısırığın olduğu bölgede görülen lokal alerjik reaksiyonların oluşturduğu alerjik semptomlar

• Solunum güçlüğü ve boğazda şişlik gibi bütün bedenin etkilendiği ve hayati tehlikeye yol açan sistemik alerjik reaksiyonlar

Zehirli örümcek ısırmaları veya akrep sokmalarının ilk semptomları, küçük örümcek ısırıkları ve akrep sokmalarıyla aynıdır:

• Yaranın çevresinde hafif ağrı veya acı
• Şişlik
• Küçük kırmızı ısırık izi
• Hassasiyet
• Ciltte kızarıklık
• Uyuşukluk
• Karıncalanma

Daha ciddi örümcek ısırmaları veya akrep sokmaları sistemik alerjik reaksiyonlara neden olabilir:

• Isırığın çevresinde şiddetli ağrı
• Burunda, boğazda, ve ağızda kaşınma
• Hırıltılı nefes veya solunum güçlüğü
• Kas spazmları
• Karın ağrısı veya kramplar
• Baş dönmesi
• Nöbetler
• Ateş ve titremeler
• Genel olarak halsizlik
• Mide bulantısı ve kusma
• Uyuklama
• Tükürüğün artması

Küçük örümcek ısırıklarının semptomları genellikle 2 ile 3 gün içinde kaybolur. Eğer semptomlar kötüleşirse, veya ısırık veya sokmadan sonraki 10 dakika ile birkaç saat içinde yeni semptomlar ortaya çıkarsa, mutlaka doktorunuzla görüşmeli veya acil servise gitmelisiniz
Nasıl teşhis edilir?
Örümcek ısırığı veya akrep sokması olduğu düşünülen vakaların %80’i başka şaylerden kaynaklanmaktadır. Bir kızarıklığın veya ısırığın örümcek veya akrebe ait olup olmadığı üç şeyle belirlenebilir:

• Örümceği veya akrebi ısırırken görmelisiniz.

• Hayvanı yakalamalı ve teşhis etmelisiniz.

• Kızarıklık veya reaksiyonun diğer nedenleri de gözden geçirilmelidir:

 Her hangi birşeye karşı alerjik reaksiyon
 Anksiyete veya panik atak
 Viral veya bakteriyel enfeksiyonlar
 Kan damarı inflamasyonu (vaskulitis
Örümcek ısırığını veya akrep sokmasını nasıl tedavi edebilirim?
Sadece lokal reaksiyonlara neden olan küçük ısırıklar veya sokmaların tedavisinde izlenecek yöntemler:

• Yumuşak bir sabunla ve suyla o bölgeyi temizlemelisiniz.

• Şişliği önlemek için buz tedavisi uygulamalısınız.
Örümcek ısırıklarını ve akrep sokmalarını nasıl önleyebilirim?
 
Zehirli bir örümceğin ısırmasını veya akrebin sokmasını önlemek için:

• Evin içinde tuzaklar kullanmalısınız. Tuzaklar genellikle örümceklerin veya akreplerin yakalanmasını sağlayan yapışkan yüzeylerdir. Bu tuzaklar, evdeki örümcekleri veya akrepleri kontrol altında tutmanın en etkili yoludur. Eğer ciddi anlamda bir istila söz konusuysa, örümcekleri veya akrepleri öldürmek için böcek ilaçlama servislerinden yardım alabilirsiniz.(KON ÖNCÜ İLAÇLAMA)

• Odun yığınları arasında veya bodrum gibi yerlerde bulunduğunuzda, eldiven, kalın giysiler ve uzun çoraplar giymelisiniz.

• Bahçede, ardiyede veya tavan arasında çalışırken eldiven kullanmalısınız.

• Dışardaki kıyafetlerinizi giyerken, onları kontrol etmelisiniz.

• Ayakkabılarınızı giymeden önce kontrol etmelisiniz.

• Yatmadan önce yatak çarşafını kontrol etmelisiniz.

• Dışarıda bulunan tuvaletleri kullanmadan önce kontrol etmelisiniz.,

• Akreplerin olabileceği yerlerde çıplak ayakla veya açık sandaletle dolaşmamalısınız.

• Çocukların örümcek ve akreplerin bulunduğu bölgelerde oynamasına izin vermemelisiniz.

Küçük çocuklar ve yaşlı kişiler örümcek veya akrep ısırıklarına karşı daha hassastır. Yukarıdaki önlemleri almaları için onlara yardım etmeniz gerekebilir

• Şişliğin azalması için, soğuk ve ıslak bezler koymalısınız.

• Kaşınmayı önlemek için, hidrokortizon krem sürmelisiniz.

• 24 saat, sistemik reaksiyon semptomu olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

• Son 5 yıldır tetanoz aşısı olmadıysanız, tetanoz aşısı olmalısınız.

• Eğer örümceğin veya akrebin türünü öğrenmeniz gerekiyorsa, onu güvenli bir şekilde yakalamalısınız.

Ciddi ısırıklarda:

• Öncelikle yukarıda tarif edildiği şekilde lokal reaksiyonmuş gibi tedavi uygulamalısınız.

• Isırığı büyük yumuşak bir bandajla kapatmalısınız.

• Isırılan bölgeyi hareket ettirmemelisiniz.

• Eğer başka ciddi semptomlar ortaya çıktıysa, mutlaka doktorunuzla görüşmeli veya en yakın acil servise gitmelisiniz. Örümceği veya akrebi, teşhis için yanınızda götürmeniz gerekebilir

KENE-KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ-KENE İLE MÜCADELE-KONYA KENE İLAÇLAMA

 KONYA İLAÇLAMA-KENE-KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ
1. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nedir?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi, ilk olarak hastalığın ismini aldığı Kırım ve Kongo'da görülen, virüs denilen mikropların sebep olduğu ölümcül seyredebilen bir hastalıktır.

2. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nasıl bulaşır?

Hastalık insanlara kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşır; evcil hayvanlara da kenelerin ısırması ile bulaşabilmektedir. Ancak, hastalık hayvanlarda belirtisiz seyrederken insanlarda öldürücü olabilmektedir.

Yaban kemirici hayvanlar, kuşlar ve keneler hastalığın doğadaki devamlılığını sağlayan canlılardır. Keneler beslenmek için bu hayvanlardan kan emerler; kan emme sırasında aldıkları, virüsü vücutlarında çoğaltırlar ve insanlardan kan emerken bulaştırırlar.

Hastalık kene ısırmasının yanı sıra, vücudunda virüs bulunan hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temas etmekle bulaşabildiği gibi bu hastalığa yakalanmış insanların kan veya vücut sıvılarına temas sonucu da bulaşma olabilmektedir.

3. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin belirtileri nelerdir?

Hastalık ateş, ani başlayan baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikâyetler de görülebilir.

İlk günlerde, yüzde ve göğüste kızarmalar ile gözlerde kanlanmalar ortaya çıkabilir. Göğüs ve karından başlamak üzere vücuda yayılan küçük nokta şeklinde kanamalar olabilir ve bu kanamalar büyüyerek vücuda yayılabilir. Burun ve dişeti kanamaları gibi vücudun değişik yerlerinde kanamalar da olabilir.

4. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinden nasıl kuşkulanılır?

Yukarıdaki belirtilerin bulunduğu kişilerin son iki hafta içinde:

  • Kene ısırması veya kene ile temas hikâyesi varsa,
  • Çalı, çırpı, su kenarları veya gür otların bulunduğu alanlara piknik amaçlı veya diğer bir sebeple gitmeleri söz konusu ise,
  • Hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temasları var ise,
  • Bu hastalığa yakalanmış kişilerin kan ve vücut sıvılarına bir temasları olmuş ise Kırım-Kongo kanamalı ateşinden şüphe edilmeli ve vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
5. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüs alındıktan ne kadar sonra görülür?

Kene tarafından ısırılma veya kene ile temas sonucu virüsün alınmasını müteakiben hastalığın belirtileri genellikle 1-3 günde ortaya çıkar; bu sure en fazla 9 gün olabilmektedir. Hasta insan veya hayvanlara ait kan, vücut sıvıları veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu meydana gelen bulaşmalarda hastalığın belirtilerinin ortaya çıkma süresi 5-6 gündür; bu süre de en fazla 13 gün kadar olabilmektedir.

Hastalık, çoğunlukla bulaştırıcı kenelerin aktif oldujğu bahar ve yaz aylarında ortaya çıkabilmektedir.

6. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nerelerde görülmektedir?

Hastalık sıklıkla Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da görülmektedir. Son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan, Afganistan ve Güney Afrika'da tek tek vakalar ve salgınlar şeklinde ortaya çıktığı bildirilmiştir.

Ülkemizin coğrafik yapısı ve iklimi kenelerin yaşamaları için uygun bir yapıya sahiptir. Bu sebeple hastalık, özellikle hayvancılığın yapıldığı; nemin, çalı ve çırpılı alanlar ile gür otlakların bulunduğu yerler başta olmak üzere, ülkemizin her yerinde görülebilir.

7. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin tedavisi var mıdır?

Yukarıdaki belirtilerin görülmesi ve hastalıktan kuşkulandıracak bir durumun bulunması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulursa, hastalığın teşhis ve tedavisi için gerekenler yapılabilmektedir.

8. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinden nasıl korunulmalıdır?
  • Hayvanlarda kene mücadelesi yapılmalıdır.
  • Hayvan barınakları kenelere karşı ilaçlanmalı, barınakların duvarları sıvanmalı ve badanaları yapılarak kenelerin buralarda yaşamaları engellenmelidir.
  • Hayvanların ve insanların kanlarına veya diğer vücut sıvılarına eldivensiz temas edilmemelidir.
  • Hayvan barınaklarına girdikten veya hayvanlarla temastan sonra, vücut kene yönünden muayene edilmeli, kene varsa uzaklaştırmalıdır.
  • Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçla gidilmesi gerektiğinde pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve dönüşte mutlaka vücut kene yönünden kontrol edilmeli, kene varsa uygun bir şekilde uzaklaştırılmalıdır. Bu tür yerlere gidildiğinde mümkünse çizme giyilmelidir.
  • Keneler vücuttan uzaklaştırılırken kopartılmamalı, bir cımbızla, kenenin vücuda yapıştığı kısmından tutulup çivi çıkarır gibi sağa sola oynatılarak çıkarılmalıdır.

    Keneler, kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.

  • Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla, kenelerin üzerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. Bu uygulamalar, kenelerin kusmasına sebep olabileceğinden, kusmuktaki virüsler, kenenin kan emmek için ısırdığı yerden vücuda girebilirler.
  • Kenelerin yaşama alanlarında bulunabilecek kişiler, repellent olarak bilinen böceksavar ilaçları vücutlarına sürerek veya elbiselerine emdirerek kullanabilirler.
  • Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir.

kon öncü ilaçlama iletişim bilgileri

İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ

ADRES: FEVZİ ÇAKMAK MAH. AYNALI SK. NO:17 KARATAY/KONYA
ADRES: KÜÇÜK İHSANİYE MAH. ŞAİR GUBARİ SK.NO: 9/C SELÇUKLU/KONYA
TELEFON: 0332 320 71 37
FAX: 0332 320 71 37
GSM: 0532 607 42 05
Web = http://www.oncuilaclama.com/
E-mail = ilaclama@oncuilaclama.com

haşere sinek ve kemirgen kontrolü

    HAŞERE, SİNEK VE KEMİRGEN KONTROLÜ Gıda işletmelerinde sorun yaratan ve kontrolü zor olan başlıca zararlı canlılar sinek, böcek vb. haşerat  sürüngen ve kuş türleridir. Bu zararlıları yok etmek veya tesise girişlerini engellemek için birçok yöntem geliştirilmiştir. Kullanılan yöntemlerin genel amacı bu hayvanların işletmeye girişlerini engellemek,barınaklarını ,gıda  ve su kaynaklarını yok etmektir.Bunun için:İşletme içinde zararlı mücadelesi programında  sorumlu bir kişi olmalıdır.Yazılı bir haşere kontrol programı oluşturulmalı ve bu program işletmenin haşere kontrol  dosyasında bulunmalıdır.Yazılı program dışında ,dışarıdan hizmet satın alındığında, işletmenin haşere kontrol dosyasında şu dokümanlar bulunmalıdır.   ( Hizmet sözleşmesi ,3. Şahıs sigorta poliçesi, şirketin ilaçlama ruhsatı ve uygulama yapanların sertifikaları,her haşere kontrol hizmetine ait servis raporu ,kullanılan pestisitlere ait broşüt,etiket ve MSDS (MATERİAL SAFETY DATA SHEET =MALZEME GÜVENLİK BELGESİ )                                                        KEMİRGEN KONTROLÜKemirgen kontrolüne dış alandan başlanmalıdır. Bu amaçla dış alan yem istasyonları kullanılmalıdır.Dış alan yem istasyonları işletme binası etrafına bahçe duvarı, çit vs. boyunca yerleştirilmelidir.Popülasyonun yoğunluğuna bağlı olarak ve riskli bölgelerde daha sık yerleştirilebilir. Dış alan yem istasyonları kilitli olmalı ve sabitlenmelidir.Tesis kemirgen geçirmez yapılmalıdır.Bu amaçla dış alan ile bağlantılı 0.6 cm’den geniş tüm açıklıklar kapatılmalıdır.Problem dahi olsa iç alanda asla kimyasal kemirgen kontrol teknikleri kullanılmamalıdır.Ne yem istasyonu ne de sıvı yem kullanılmamalı, canlı yakalama kapanları kullanılmalıdır.Canlı yakalama kapanları dış alana açılan kapıların yakınlarına yerleştirilmelidir.Probleli alanlarda daha sık yerleştirilebilir.Kemirgen kontrol aletleri numaralandırılmalıdır.Kemirgen kontrol aletlerinde servis tarihini belirten etiketler olmalıdır.Kemirgen kontrol aletleri yerleşim planı güncel olmalı, yeni yerleştirilen kemirgen kontrol aleti planda işaretlenmelidir.Dış alan yem istasyonları en az ayda bir, iç canlı yakalama kapanları en az iki haftada bir kontrol edilmelidir.Kemirgen yuvaları, kemirgen yol ve izleri, kemirgenleri binaya cezbeden koşullar yok edilmelidir.                                         YÜRÜYEN VE UÇAN BÖCEK KONTROLÜBina içi ve dışında yapılacak iyi bir inceleme ile hangi böceklerin mevcut olduğu, nerelerde aktif oldukları, nasıl bina içine girdikleri ve katkıda bulunan koşullarınneler olduğu saptanmalıdır.Koruyucu haşere kontrol  uygulamalarında üretim  ve paket kısımlarında sadece kalıcı olmayan insektisitler kullanılmalıdır.Kullanılması gerekli ise kalıcı insektisitler sadece yarık-çatlak uygulamalarında kullanılmalıdır.Kullanılacak kalıcı insektisitlerin etiketinde gıda sanayinde kullanılmasına izin verilen insektisitler olması gerekmektedir.Yarık-çatlakların kapatılması zorunlu deyildir. Ancak tavsiye edilmelidir. Yaz  aylarında dış alana da düzenli insektisit uygulmaları yapılmalıdır. Bina kemirgen geçirmezliğin yanında böcek geçirmez de yapılmalıdır.Sinek kontroli amacıyla ışıklı tuzaklar kullanılmalıdır. Işıklı tuzaklar doğru yerlere  monta edilmeli ,ayda iki kez  incelenmeli ve temizlenmelidir .Üretim alanlarında kullanılan  ışıklı tuzaklar yapışkanlı ve teflon kaplı dağılmaz lambalı olmalıdır.Bina etrafında ışıklandırma gece gören haşerelerin engellenmesi açısından çok  önemlidir.Bina etrafında 60 m mesafe içindeki tüm cıva buharlı lambalar yüksek basınçlı sodyum buharlı lambalarla (50Watt) değiştirilmelidir.Binadış  duvarındaki ve kapı girişlerindeki  akkor lambaların  güçleri düşürülmeli (25watt),lambalar  beyaz veya sarı ışıklı olmalıdır.Binadan 60-75m uzağa 30 mara ile100watt gücünde cıva buharlı lambalar ile ışıklandırma yapılmalıdır.Kapı girişlerindeki lambalar kapıdan 5-6m uzakta olmalıdır .Kullanılan pestisitler, kullanım dozu ve miktarı, uygulandıkları yerler servis raporlarında belirtilmeli veya ayrı bir döküman  halinde sunulmalıdır.Eğer tesiste pestisit ve/veya pestist uygulama taçhizatı bırakılacaksa, bunlar üretim ve paketlemeden uzak bir kısımda, kilitli ve üzerinde girilmez yazılı bir odada saklanmalı, sıvı pestisit dökülmesine karşı temizlenme kiti bulundurulmalıdır.İşletmede açık olarak kullanılan bütün pencerelerde mutlaka sineklik olmalı, kapılar kapalı tutulmalı, açık kapı alanlarında ise kapı fanları yada arbomak perdeler kullanılmalıdır.Havalandırmak için dış mekana açılabilen pencereler ve kapılar, gerekiyorsa kolay temizlenebilen ve gözenek boyutu en fazla 1,2mm olan sinek telleri ile kaplanmış olmalıdır.Kullanılan EFK cihazlarının lambaları film ile kaplı olmalıdır.Rezistanslı olanları ürünlerden 3m uzakta ve 1.5m yükseklikte asılmalıdır.                     HAŞERE KONTROLÜNDE TECRİT VE SANTİTASYON Bahçe Düzeni:*Bina etrafında en az 60cm’lik çakıl veya beton zemin olmalıdır.*Bahçe beton, asfalt veya çim olmalıdır.*Çimler kısa tutulmalıdır.*Ağaçlar binadan uzak olmalıdır.(15-20cm)*Bahçede meyve ağacı olmamalıdır.*Bina duvarında sarmaşık ve asma gibi bitkiler olmamalıdır.*Bahçede ve binaya bitişik hurdalık ve yığınlar olmamalıdır.*Paletler binaya bitişik dizilmemelidir.*Bahçede oluşan su birikintileri drene edilmelidir.*Bahçede görülen ölü hayvanlar derhal atılmalıdır.Çöp Yönetimi:* Çöpler ağızları kapalı torbalarda tutulmalı.* Çöpler uzun süre bekletilmemeli.* Çöp alanı mümkünse soğutmalı olmalı.* Çöp alanı sürekli yıkanmalı.* Çöp konteynırlarının kapakları sürekli kapalı tutulmalı.* Çöp alanı işletme binasından en az 60m olmalı.* Çöpler günlük olarak mutlaka alınmalı(akşam çöp kalmamalı).Depolama:*Depolanan malzeme ile duvar arasında 45cm mesafe olmalı.*Depolanan malzeme yerden 20cm yukarıda olmalı.*Her 3m’de bir duvara doğru koridor bırakılmalı.Temizlik:*Dökülmüş saçılmış ürünler *Yağlı yüzeyler temizlenmelidir.*Dolap,tezgah altı ve arkası gibi görünmeyen yerler temizlenmelidir.*Dip, köşe temizliğine önem verilmelidir.*Giderler temizlenmelidir.*Ölü fare, sıçan,kuş gibi hayvanlar atılmalıdır.*Ekipmanlarda biriken yiyecek ürünleri temizlenmelidir.*Personel girişleri haftalık  olarak etkili bir temizlik maddesi ile(mesela:çamaşır suyu)temizlenmelidir. 

konya ilaçlama böcekleri tanıtıyor

HAMAMBÖCEĞİ  > HAŞERE İLAÇLAMA

Kalorifer böceği olarak da bilinen bu böcek açık kahverenginde ve ön göğüs bölgesinde iki koyu bant taşırlar.10-12 mm boyundadır.Hamam böcekleri Çok koyla bir yerden bir yere geçebilir veya taşınabilirler.Bu haşere türü yumurta yöntemiyle ürer ve çoğalır.Hamam böcekleri içinde yumurta bulunan kapsüller halinde ürerler. Hamam böcekleri Her bir kapsül içinde 35-40 adet yumurta bulunur.Bu böcekler yumurtalarını sırtlarında taşıyarak gittikleri her yere yumurtalarını götürürler.18 gün sonra yavrular yumurtalarda çıkar.Yıl içerisinde 8-10 defa yumurtlayabilirler.Dişi hamamböcekleri öldükleri anda bile yumurta bırakırlar. Bu hamamböceği türü bulunduğu alandaki her şeyi yiyebilir.Her türlü pisliği,mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar.Evlerde ilk yerleşecekleri mekanlar mutfak ve banyolardır.Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar.Nemli,sıcak ve pis yerlerden hoşlanırlar.Kazan dairesi,depo bodrum altı gibi yerlerde yoğun olarak bulunurlar.Genellikle gıda yerlerinde görülürler.Bu böcekler gıda zehirlenmeleri,verem,hepatit,mantar hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların mikroplarını taşırlar ve bulaştırırlar.

AMERİKAN HAMAMBÖCEĞİ ( fırın böcegi ) > HAŞERE İLAÇLAMA
Amerikan Hamamböceği: Ortalama 2-3 cm uzunluğundadır.Kanatlı kırmızımsı kahverenginde en büyük hamam böceği türüdür.Bu hamamböceği türü insanların yediği yemediği her şeyi yiyebilme özelliğine sahiptirler.15 ay ömürleri vardır.Nemli,sıcak ve pis mekanları severler.Evlerde en çok mutfak ve banyolarda bu haşere türüne daha çok rastlanır.Karanlığı severler.
Bu haşere türü çeşitli şekillerde yaşadığımız mekana girebilirler.Bir hamamböceğinin yaşadığımız mekana girmesi yüzlercesinin girmesi anlamındadır.Üreme sürekli devam eder ve kısa bir zaman sonra evimizi istila ederler.Bu böcekler oldukça dirençlidirler.Bilinçsizce,gelişigüzel yapılan bir ilaçlama bu böcekleri ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.Bu haşerenin bireysel mücadelesi oldukça zordur.Bireysel mücadele ve satın alınan çeşitli ürünler ile yapılan kısmi mücadele başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik kayba da yol açar.Aynı zamanda bu süre zarfında üremeleri de artar.bu haşere türü ile etkin bir mücadele,uygun ilaç ve periyodik uygulama gerekir.

ORYANTAL HAMAMBÖCEĞİ ( BLATTA ORİENTALİS ) > HAŞERE İLAÇLAMA
Oval biçimli,parlak siyah ve çok koyu kahverengindedirler.Çoğalmaları ise periplaneta americana gibidir.25-30 mm. boyundadırlar.Erkeklerin kısa kanatları işlevsel olup dişilerin ise körelmiştir.Anavatanları Asya olup buradan tüm dünyaya yayılmıştırlar. Erkeklerinin iki kahverengi kanadı vardır.Dişileri oval erkekler ise daha ince yapıdadır.Halk arasında KARA FATMA diye de tabir edilirler.Bu haşere türleri bodrum,bina boşlukları,lağımlarda ve ev içlerinde yuvalarını yaparlar.Ömürleri 6 ay kadardır.Her türlü gıda ve organik maddeyi yeme özelliğine sahiptirler.Her türlü pisliği,mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar.Bu böcekler gıda,su ve sıcağa duydukları ihtiyaçtan dolayı insanların yaşadığı her alanda görülürler.Özellikle evlerde ilk yerleşecekleri mekanlar mutfak ve banyolardır.Bu haşere türü zamanın büyük bir bölümünü yuvalarında geçirir.Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar.Dirençlidirler.Bilinçsizce yapılan amatör mücadelede ilaçlara karşı çok çabuk direnç kazanırlar.Bu böcekler gıda zehirlenmeleri,verem,hepatit,astım gibi hastalıkların mikroplarını taşır ve bulaştırırlar.

TAHTA KURUSU BÖCEK İLACLAMA


Heteroptera (yarım kanatlılar) takımının cimicidae ailesindendirler.Yaklaşık 75 değişik türleri olmasına karşın bizi en çok ilgilendiren "cimex Lectularius" türüdür.İnsan,memeli hayvan ve kuşların kanlarını emerek beslenirler.Erişkinleri 4-5 mm. Uzunluğunda,yassı oval ve kızıl kahverengindedirler.İtici bir koku salgılarlar.Emdikleri kanı sindirmeleri günlerce sürebilir ve bir kez beslenen tahtakurusu gerektiğinde bir yıl beslenmeden yaşayabilir.Tahtakuruları ısırdıkları yerde kızarıklık,kabartı ve kaşıntıya neden olarak rahatsız edicidirler.Genelde bulaşıcı hastalık vektörü değillerdir.



PİRE HAŞERE İLAÇLAMA servisi
Siphonaptera takımını oluşturan küçük,kanatsız ve kan emerek beslenen böceklerdir.Sıcak ve ılıman iklim bölgelerini çok severler.Özel vücut yapıları sayesinde insan,memeli hayvanlar ve kemirgenlerin derilerine yapışarak kanlarını emerler ve konak değiştirirken birçok tehlikeli hastalığın taşınmasına neden olurlar.Erişkinlerin vücut uzunlukları 1-10 mm.arasında değişir.Yaşam süreleri birkaç hafta ile bir yıl arasındandır.Güçlü bacakları sayesinde boylarının 200 katını aşan mesafelere sıçrayabilir.Uzun bacaklı ve yassı vücutlu bu asalak yumurta,larva,pupa ve erişkin ve erişkin siklusu içerisinde çoğalırlar.Pupalar içinde olgunlaştıkları kozadan çıkar çıkmaz hemen tutunabilecekleri bir memeli veya kuş bulurlar.Bazı pireler tek bir konak türünde yaşadıkları gibi bazı türleri değişik konaklarda yaşayabilir.Vebanın insanlara bulaşmasında baş rol oynayan pireler (Xenopsylla cheopsis) ortaçağda Avrupa nüfusunun yaklaşık dörtte birinin ölümünden sorumludur.Vebanın bulaştığı kemirgenler (özellikle fareler) dayanıklı değildir ve çabuk ölürler.Ölen konaktan ayrılan pireler rahatlıkla insanlara ulaşarak bu hastalığı taşıyabilirler.Pireler veba'nın yanı sıra tifus ve tularemi hastalıklarını da bulaştırır.



BİT  HAŞERE İLAÇLAMA
Asalak takımından yaklaşık 3.300 değişik türü olan,küçük,kanatsız,yassı ve renkleri kirli beyazdan-siyaha varan asalaklardır.Çinde insan bitinin de bulunduğu Anoplura alt takımı üyeleri emicidirler ve sadece memelileri konak olarak seçen bu alt takıma "gerçek bitler" de denilmektedir.İnsan vücut bitlerinin dışında tüm bitler,hayat evrelerinin tamamını konakladıkları canlının vücudunda geçirirler.Sadece vücut biti giysi kıvrımlarında barınır.Dişi bit sirke denilen yumurtalarını,tek tek veya topaklar halinde saç,tüy ve kıl diplerine bırakırlar.Tek bir dişi bit iki ay içerisinde 5000 yumurta bırakabilir.Bitler genellikle yaşadıkları konakları değiştirmezler.Özellikle evcil hayvanlarda aşırı çoğalmaları halinde hayvanın derisini tahriş ederek yaraların açılmasına ve sekonder enfeksiyonlara neden olurlar.İnsanda en çok görülen bit türü Pediculus humanus'tur.Vücut üzerinde yaşadığı bölgeye göre de değişik isimler alır.Baş biti (Pediculus humanus capitis),Vücut biti (Pediculus humanus humanus) ,Kasık biti (Pediculus humanus pubis) gibi.Bitlenme.şiddetli kaşıntı ve derinin tahrişi sonucu açılan yaralarda seconder enfeksiyonlara,özellikle çocuklarda impedigo denilen iltihaplı deri hastalığına yol açar.Ayrıca vücut biti tifus, siper humması reccurent humması gibi hastalıklara neden olan mikroorganizmalarında taşıyıcısıdırlar.



KARA FATMA BÖCEKLERİ  HAŞERE İLAÇLAMA
Ergin 7-9 mm olgun larva 11-13 mm larva sarımsı kahverenkte vücut kıllarla kaplıdır.Vücut sonunda uzun bir kıl demeti bulunur.
Kışı ergin olarak genelde ağaç kabukları altında geçirirler.Mayıs veya Haziran aylarında uçarak depo etrafına yumurtalarını bırakırlar.10-15 günde açılan yumurtalardan çıkan larvalar etraftaki gıdalarla beslenirler.Pupa olmak için gıda ortamı,hatta tahta veya kurşun aksamında delik açarak pupa yeri hazırlarlar.18-20 C'de yumurtadan ergine kadar 40-50 gün geçer.Yılda 1-5 defa döl verir.Ergin ömrü bir yıldır.
Bu larvalar peynir,et ve salamı besin olarak tercih ederler.Ancak aynı cinse bağlı Dermestes maculatus türleri deri ve kürk depolarında önemli derecede zarar yapabilirler.

KIMIL HALI BÖCEĞİ  HAŞERE İLAÇLAMA
Ergin 3-5 mm olgun larva 7-8 mm vücut üzeri sert ve koyu kahverengi kıllarla kaplıdır.Yumurtalar 6-11 günde açılır.Erginler 35-40 gün yaşar.Larva dönemi besin durumuna göre 260-640 gün arasında değişir.Larvalar yün,ipek ve bunlardan imal edilmiş elbise,kürk,deri,kıl,tüy,ölü böcek,kitap ve süttozu ile beslenirler.Bu tip eşya ve yiyeceklerin olduğu depolarda sık rastlanır.

TESPİH BÖCEKLERİ HAŞERE İLAÇLAMA
Bodrumlarda ağaç kabukları altında rutubetli yerlerde yaşar,   tebih böceği kendisini küre şekline getirebilir.Uzunluğu 2 cm kadardır.Rutubetli ve sebze artığı olan her türlü yerde yaşar,tesbih böceği  mahzen çatı ve bodrum gibi yerleri severler. Saksı bitkilerine zarar verirler

KARASİNEK HAŞERE İLAÇLAMA HİZMETİ
Bu zararlılar ev sineği (musca domestica) olarak bilinirler.Diptera (çift kanatlılar ) muscidae ailesindendirler. Yerleşim yerlerinde ve hemen hemen her yerinde bulunurlar.Çöpler ve çürümekte olan organik atıklarla beslenirler.Ağız yapıları sokma-ısırma niteliği taşımadığı için yalayıcı-emici özellikte gelişmiştir.Bu nedenle insan ve memelileri sokmamakla birlikte bacakları ve vücutları aracılığı ile binlerce hatta milyonlarca zararlı madde ve mikroorganizmayı insanların yiyecek içeceklerine bulaştırmak suretiyle birçok hastalığın taşınmasında önemli rol oynarlar kara sinek ,tahta kurusu,akrep,hamam böceği,bit pire gibi ilaca dayanıklı değildir.

TATARCIKLAR  HAŞERE İLAÇLAMA
Diptera (çift kanatlılar) takımının "phlebotamidae" ailesindendirler.Tüm sıcak ülkeler ve Akdeniz ikliminde bol miktarda bulunurlar sadece dişi cinslerinin kan emdiği bu sineklerin erişkinleri sivrisineği andırırlar.İyi uçucu olmadıklarından dolayı üredikleri alandan fazla uzaklaşamazlar.Çoğunlukla gündüzleri kuytu yerlerde saklanarak geceleri ortaya çıkar ve soktukları yerde şiddetli ağrı,kızarma ve kaşıntıya neden olurlar.Tatarcıkların dişileri genelde birkez yumurtlar ve ölürler.Ancak bu evrimi birkaç kez yenileyeni de vardır.Yumurta ve larvalar ya sulu organik atıklarda yada bataklılarda gelişirler.Şark çıbanı,kala-azar ve tatarcık humması gibi hastalıkların insanlara taşınmasında aktif rol oynarlar.

SİVRİSİNEK  HAŞERE İLAÇLAMA HİZMETİ
Bu cins sivrisinekler "Virüs Ansefaliti" ve sıcak bölgelerde görülen "filariasis" hastalıklarının taşıyıcılarıdır. sivrisinekİstirahat halindeyken gövdeleri dinlenme yüzeyine paralel ,hortumları aşağı yönde eğiktir.Kanatları tek renktir.Temiz yada kirli tüm tatlı sulara yumurta bırakırlar.Yumurtalar kümeler halinde yüzerler.Larvaları su yüzeyinde 45 derecelik bir açı ile baş aşağı olarak asılırlar.Yaşam siklusları 10-14 gündür sivri sineler ısla nemli ortamı severler sivri sinekler genelde toplu olarak görülürler.

SİVRİSİNEK ( ANOPHELES) HAŞERE İLAÇLAMA
Sıtma (Malaria) sivrisineği olarak da tanınan bu zararlılar istirahat halinde iken gövdeleri ve hortumları aynı düz çizgi üzerinde ancak dinlenme düzeyine değişebilen açılarda eğik olarak dururlar.Kanatları beneklidir. Sivri sinekYumurtalarını bitki örtüsü ve atık bakımından zengin sulara tek tek bırakırlar. Sivri sinekler Larvaları su düzeyine paralel dururlar.Yaşam siklusları 18 günden başlar ve ortamın sıcaklığına bağlı olarak haftalarca sürebilir.

SİVRİSİNEK (AEDES)> HAŞERE İLAÇLAMA SERVİSİ
Bu cinsler sarı hummat (Yellow Fever),deng ve ansefalit hastalıklarının taşıyıcılarıdır.İstirahat halindeyken gövdeleri dinlenme düzeyine paralel,hortumları eğik durumdadır.Culex cinsinden göğüslerindeki gümüş rengi pullar ve karın uçlarındaki dikenli solunum deliği ile ayrılırlar.Ayrıca dişilerinde kuyruk duyargası bulunur.Yumurtalarını yağmur birikimlerine veya tuzlu su içeren bataklıklara bırakırlar.Bu yumurtalar diğer cinslerden farklı olarak kuraklığa uzun süre dayanabilir.Larvaları kısa tombul olup su yüzeyi ile 45 derecelik bir açı ile asılı dururlar.Yaşam siklusları ortalama 10 gündür.

GÜVE HAŞERE İLAÇLAMA
Kelebeğin vücudu ve kanatları homojen olarak parlak altın renginde,kanat açıklığı 13 mm,olgun larva 13 mm dir.Dişi kelebek yumurtalarını gıda ortamına yapıştırarak tutturular.Larvalar kendilerine bir kokon örerek içerisinde beslenirler.Gıda bitince tekrar bir tüp daha örerek orada beslenmeye devam ederler.Bu tüpler elbiselerin yaka altı,dikiş araları,koltuk altı vb. yerlerde bulunur ağların varlığı ile içerisinde güve olduğu anlaşılmaktadır.Larvalar yün,ipek,kürk,deri gibi materyalleri mobilya döşemelerini yiyerek önemli zararlara neden olurlar.Uygun olmayan ortamda kokon içerisinde 8-24 ay dormant halde kalabilirler.Uygun koşullarda larva dönemi 30-35 günde tamamlanır.Pupa dönemi yazın 8-10 gün, kışın 21-28 gün sürer.Isıtılan binalarda yılda 3-4 döl, ısıtılmayanlarda 1 döl verir.

YABAN ARILARI ( EŞEK ARISI) HAŞERE İLAÇLAMA  HİZMETLERİ
Yaban arıları ısırmaları ve insanlarda alerjik reaksiyonlara neden olarak zarar verirler.Yaban arıları ağaç dallarında ve fundalıklarda binaların tavan aralarında veya yer altında yuva yaparlar.
Yaban arıları ile mücadelede bu hayvanları çekici yiyeceklerin ve su birikintilerinin ortadan kaldırılması önemlidir.Mekanik olarak tuzaklar içerisine çekici yemler konarak arıların buraya girmesi sağlanır ve girdikleri zaman çıkamazlar.Kimyasal mücadelede yuvaları direk ilaçlanır.İlaçlamanın; yaban arılarının içeride bulunduğu zaman yapılması çok önemlidir.


AKREPLER (Dikkat her ilacla ölmez )AKREP İLAÇLAMA SERVİSİ
Kıskaçları ve uzun kuyrukları ile kolaylıkla tanınabilirler.Akrepler kızdırıldığı zaman zehirli iğnelerini insanlara batırırlar.Akrepler geceleri hareket eder gündüzleri ise taşların altında,ağaç kovuklarında,molozlarda,tavan aralarında ve evlerin alt kısımlarında saklanır.Akrepler böcek,örümcek,kırkayak ve kara tespih böcekleriyle beslenirler.Çoğunlukla karnivordur,pek azı bitki öz suyu ile beslenirler.akreplerin Bazıları bir yıl kadar açlığa dayandıkları tespit edilmiştir.Kurak yerler de ve özellikle sıcak bölgelerde bulunurlar. Akreplerin birçoğu toprakta derinlere iner ve yuva yaparlar. Akreplerin vücutları oransal olarak büyük olmalarına rağmen yassı yapılarından dolayı dar aralıklardan geçebilirler.Akrepler yumurtlamaz, bunun yerine canlı yavrular doğururlar;yavru doğumdan sonra bir süre annenin sırtında taşınır.
Mücadelede saklandıkları alanın yok edilmesi büyük önem taşır.Pestisitlerin akreplerin sakladığı klozetler,boru giriş yerleri,tavan araları,bodrum katları gibi yerler,dışarıda taş yığınları ve odunluklar ilaçlanmalıdır.Ayrıca akrep sokmalarından korunmak için yatarken tavandan düşmelere karşı cibinlik kullanılabilir.Akrepler bahçeli evlerde villalarda da görülür .Akrepler merdivenlerden ve aydınlatma böşlukların dan  en üst daireye bile tırmanabilir,

KARINCALAR

ilaclamadan kurtulamazsın
Sosyal yaşayan,yapıları ve görevleri ile farklı sınıflardan topluluk oluştururlar.En kalabalık olan sınıf işçi kısmıdır.İşçilerin eşeysel organları körelmiştir.Besin sağlama, yuva yapma,savunma ve yavru bakımı gibi işlevleri yerine getirirler.Kraliçenin ise eşeysel organları oldukça gelişmiştir.Sadece yumurta bırakırlar.Çiftleşme döneminde kanatlı olmaları ile işçilerden ayrılırlar. Karıncaların bazıları 15-20 yıl yaşamaktadırlar.Erkekler; işçi ve kraliçeden belirgin olarak ince yapılı karınca olmaları ile ayrılır.Kanatlarını atmazlar,karıncalar çiftleşmeden hemen sonra yuvadan uzaklaşan erkekler birkaç gün içerisinde ölürler.Kraliçe ilk yumurtalarını martta bırakmaya başlar ve ilk yumurtadan kanatlı eşeysel bireyler oluşur.karıcalar eylülde yumurta bırakma durur.
Bir çok tür besin depo eder ve özellikle tahıl tanelerini yuvalarına taşırlar.Evlerde istenmeyen görüntüler oluşturdukları için mücadele yapılmalıdır.Mücadelede yuvalarının tahrip edilmesi,kraliçenin bulunması ve elimine edilmesidir.Karıncalar kış süresince görüldükleri takdirde, iç mekanlarda yuva yaptıkları düşünülmelidir.Yazın dış mekanlarda yuva yapmayı tercih ederler.Kimyasal olarak; halk sağlığı alanında kullanılan Sağlık Bakanlığından ruhsatlı insektisitlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.

GÜMÜŞ ( balıkcıgıl ) BÖCEĞİ
Vücut 7-10 mm. Erginin üst kısmı gümüş renkte pulcuklarla kaplıdır.Yumurtadan yeni çıkmış yavrular beyaz renktedir.Bir  dişi gümüş böceği 100 kadar yumurta bırakır,hayat devresi bir yılda tamamlanır, gümüş böcek böceklerinin erginleri 2-3 yıl yaşar.Un fabrikaları ve depoları,kütüphane,ev ve kağıt depolarında sık rastlanan böceklerdir. Gümüş böcekleri nemli sıcak ve loş yerleri severler,şekerli ,unlu maddelerle,kağıt ve kağıt ürünleriyle beslenirler.Pamuk,naylon,kitap ciltleri,duvar kağıtları,nişastalı materyallerle beslenirler.
Raflar,dolapların arka kısımları,su borusu geçen yerler,klozet,kapı ve pencere çevresi,kağıt materyal bulunan odalar özellikle ilaçlanmalıdır.

YILANLAR YILAN İLAÇLAMA PROFOSYENEL DESTEK İSTER
Genel olarak fare gibi kemiricilerle, küçük sürüngenlerle, kertenkelelerle ve böceklerle beslenirler.Kemiricilerle beslendikleri için yararlıdırlar.Çok hızlı hareket edebilirler ve ağaçlara da tırmanabilirler.Gündüzleri aktiflik gösterirler.Ekim'le Nisan ayı arasında kış uykusuna yatarlar.Haziran ve Temmuz aylarında yumurtlamaya başlayan bu hayvanların dişileri, bir defada 10 kadar yumurta bırakabilirler.
Kuru yerlerde, çalılık ve taşlık alanlarda yaşarlar.Tarlalarda,bahçelerde ve ev yakınlarında görülürler.Bitki örtüsünün seyrek olduğu,kurak yerlerdeki taşlık ve çalılık yerlerde,evlerin yakınında,tavan aralarında yaşarlar.Toprak evlerin çatılarında da görülürler.
Zararlarından fazla bahsetmeye gerek yok.Rahatsız edildiklerinde yada kendilerini korumak için saldırabilirler.Mücadelesinde yaşam alanları yok edilmelidir.

ÖRÜMCEKLER  örümcek ilaçlama hizmeti

Ev içerisinde köşelerde ve sundurmalarda göz zevkini ağlar örerler,örümcek ağlarının şekilleri türlere göre değişir.Bazı zehirli türler dışında bir zararı yoktur.Latrodectus mactans (Kara dul örümceği) zehirli türdür.Örümcek ağları sürekli temizlenmeli,ayrıca mayıs ayına kadar yapılacak birkaç ilaçlama ile popülasyon önemli ölçüde düşürülebilir.örümcekten kurtulmak için periyodik ilaçlama  yapılması gerekir.

KULAĞA KAÇAN ( SAC KIRAN)
Genelde nemli ve yağmurlu zamanlarda evlere akın ederler.Bilinenin aksine zararsızdırlar. Kulağa kaçan ev duvarlarındaki çatlak ve yarıklardan,yürüme yolları ve garajdan,etraftaki sarmaşık tipi bitkilerden içeri girmektedir. Kulağa kaçan kurtulmak için ev etrafındaki bitki atıkları,taş yığınları gibi rutubet oluşturacak alanlar imha edilmelidir.

SALYANGOZ İLAÇLAMA BİZİM İŞİMİZ
Sularda ve nemli çayırlarda yaşayan, değişik ebat ve şekillerde çok değişik türleri vardır. Kabuklu bir türdür. Gezdikleri yerlere sıvılarını bulaştırır. Bitkileri yiyerek yaşamları sürdürürler. Küçük türleri çoğu kez bahçelerde süs bitkilerini sararak kurumasınasebebiyet verirler.
İnsan barsaklarında yaşayan ve halk arasında barsak kurtları adı verilen ve çok çeşidi olan bu canlıların bazılarına ara konakçılık yaparak insanlara yayılmasında rol oynarlar.
Bahçe ve çimenlik alanlarda özel yem şeklinde hazırlanmış mollusisit grubu ilaçları atmak sureti ile kolayca mücadele etmek mümkündür.

KIRKAYAK İLAÇLAMA SERVİSİ
Genel olarak kırk ayak katlarda,balkonlarda,bodrumlarda,rutubetli ortamlarda,yaprakların altında ve gübrelik alanlarda yaşarlar.Boyları 3 ile 7 cm arasında değişmektedir.Sıcak,nemli ve saklanabilecekleri yerleri tercih ederler. Kırk ayakların Yumurtadan çıktıktan sonra ergin hale gelmeleri 75 -150 gün arasında değişmektedir. İnsanlar bazen cıyanları kırk ayak zannedebiliyorlar cıyanlar hakkında bilgi aşagıdadır

İç ve dış alanlarda yuvaları,yaşam alanları tespit edilmeli ve periyodik olarak ilaçlama yapılmalıdır.

ÇEKİRGE (ilaçlama Hizmetleri)
Boyları 2,5 - 3,5 cm arasında değişen siyah veya kahverengi olan çekirgelerin kalın.köşeli gövdesi ve zıplamasını sağlayan uzun bacakları vardır.Genellikle dış alanlarda yaşayan çekirgeler;beslenme ve sığınma amaçlı olarak iç alanlarada girmektedirler.Işık tarafından çekilebilen çekirgeler; açık camlardan,bina duvarlarındaki çatlak ver deliklerden bina içerisine girerler.Özellikle kirli giysilere beslenme amaçlı zarar verdikleri bilinmektedir.Yaşam alanları; ekili araziler,ağaçlık alanlar,bina yakınlarındaki uzun otlar ve sarmaşık gibi yoğun bitkiler arası , keresteler ve taş yığınlarıdır.

Çekirgelerle mücadelede önemli noktalardan birisi bina yakınlarındaki yaşam alanları yok edilmesi ve ilaçlanmasıdır.

BAMBU

AĞAÇ KURDU
Eski tahta eşyalara,ağaç pencere,kapı,mobilyalara yerleşerek delikler açarak ilerlerler.Büyük toplu iğne başı büyüklüğündeki ağaç kurtları genellikle kahverengidirler.Kemirdikleri ağaçların tozları dökülür ve ölen ağaç kurtları mobilyaların altına düşer.Mobilyaların iç aksamında yuvalanırlar.

Profesyonel haşere kontrol servisimiz özel f
ormülasyonlar kullanılarak yok edebilmektedir.
Profesyonel olmayan haşere kontrol servislerinin kullandığı ilaçlarla ağaç kurdu ve tahta kurdu gibi haşerelerden kurtulmak imkansızdır.

ÇİYAN  (İLAÇLAMA SERVİSİ HİZMETİ)
3-10 cm arası büyüklükte 2-8 mm eninde yassı gövdesinde 17 çift anteni bulunan zehirli bir haşeredir.Evlerin loş,nemli ve karanlık bölgelerinde,taşların altında ve karanlık yerlerde yaşarlar.Geceleri böcek ve solucanlar ile beslenirler ve insanlara saldırmazlar.Terlik ve ayakkabı giyerken veya çıplak ayakla dolaşırken sokabilirler.Isırdıkları yerde koyu renkli iki adet iz görülür ve örümcekteki gibi zehirlenme belirtileri görülür.

Isırdıkları yer hemen temizlenmeli gerekirse biraz kanatılmalı ve hemen bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

       EV FARESİ (Fındık faresi) FARE HAŞERE İLAÇLAMA BİZİM İŞİMİZ
Çok küçük ev faresi 3 cm civarındadırlar ve fındık faresi olarak ta anılırlar, renkleri genelde gridir,fındık feresi büyük kulakları, küçük gözleri ve burunları vardır.fındık farelerinin  Pislikleri siyah pirinç büyüklüğünde ve ovaldir.fındık faresi Pisliğini etrafa saçar, yuvasını gıda merkezlerine yakın oyuk ve boşluklarda yapar, ev ve iş yerlerine yerleşir daha çok bodrum çatı ve insanın yaşadığı ortamlarda daha çök görülür çok iyi tırmanıcı ve sıçrayıcıdırlar. Çok çabuk ürerler, fındık fareleri gebelikleri 18-21 gün sürer ve her seferinde 5-8 arası yavru yaparlar. Yılda 5-10 döl verir. Çok güçlü koku duyuları vardır. Yetişkin bir ev faresi 0.5 cm delikten geçer ve 4 metre yüksekten atlayabilir.

    LAĞIM FARESİ (KEME) >LAĞIM FARESİ HAŞERE İLAÇLAMA HİZMETİ
Ergin lağım faresi kuyruğu hariç 18-25 cm boyunda ve 200-600 gr ağırlığındadır. Küt burunlu, küçük kulak ve gözlere sahip,lağım fareleri kaba tüyleri kahverengi siyah karın bölgesi gri beyaz arası bir renktedir. Lağım fareleri daha çok kanalizasyon sistemi, binaların bodrum ve alt katları ile depolarda, bina dışında ise nehir kenarlarında, yol boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar. Ergin lağım farelerinin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar uzunlukta olabilir. 2-5 ayda ergin hale gelir, bir yıl yaşarlar. Gebelikleri 3 hafta sürer.lağım fareleri Bir keresinde 7-8 yavru doğurur ve yılda 3-6 döl verebilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilir, 15 metre yükseklikten atlayabilirler. Kemirmeyi severler ve en çok elektrik kablolarını kemirdiği için de sık sık yangınlara sebep olurlar.

  ÇATI FARESİ  İLAÇLAMA YAPMADAN KURTULMAK MÜMKÜN DEGİLDİR
Ergin çatı faresi, kuyruğu hariç 16-21 cm boyunda ve 80-300 gr ağırlığındadır. Sivri burunu, iri kulak ve gözleri olup, kahverengi veya siyah tüylere sahiptir,çatı fareleri çok iyi tırmanıcıdırlar. Bina içleri ve altında, çatısında, çöp ve odun yığınları içinde yaşarlar. Erginlerin dışkıları lağım faresinin dışkısı gibi fakat sivri uçludur. Çatı fareleri 4 ayda ergin hale gelir ve 12 ay yaşarlar.çatı fareleri Bir keresinde 4-8 yavru doğurur ve yılda 6 döl verebilirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilirler.
"Fareler Leptospirosis, Selmonella, Brucellosis, Kuduz ve Şap gibi bir çok hastalığı yayarak büyük tehlike teşkil ederler."


Sıçan ve fareler sevilmez kemirgenlerdir ve kimse bu kemirgenleri ev veya işyerinde görmek istemez. Kemirgenler dış alanda her türlü ortamda yaşar ve iç alanlara herhangi bir zamanda girebilirler ancak bu durum daha çok sonbaharda gerçekleşir. Bunun sebebi havaların soğuması değil, kemirgenlerin dış alandaki besin kaynaklarının tükenmesi ve yeni kaynak arayışlarıdır. Fareler mükemmel tırmanıcılardır ve çatı aralarından, havalandırmalardan, kablo yuvalarından, kanalizasyondan, bacalardan ve garajlardan binalara giriş yapabilmektedirler.fareler Özellikle kapı altlarından kolaylıkla geçerler.
Fareler her yerde, gerek şehirlerde gerek şehir dışlarında, ancak çoğunlukla yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde yaşarlar. Binalarda sıçanlardan daha fazla görülmelerinin neneni, daha küçük olduklarından 0,6 cm aralıklardan (kurşun kalem genişliği) geçebilmeleridir. Yuvalarını iç alanlarda veya yakacak odun araları, taş ve tuğlalar, yaprak yığınları ve diğer döküntüler arasında dış alanlarda yaparlar.
» FARELER

Farelerin en çok yiyecek maddesinin bol olduğu ambar,değirmen,kümes gibi yerlerde bulundukları,iç alanlarda taban ve pervaz araları,her türlü duvar delikleri,oluklar,dış alanlarda ise çöplük kenarları,toprak yığınları su kanallarında barındıkları dikkate alınmalıdır. Kurulacak yem istasyonları hedef dışı yaban ve evcil canlıların ulaşamıyacağı;fare ve sıçanların hareket ve saklanma yerlerine yakın şekilde; söz konusu canlıların hızlı bir şekilde hareket edecekleri v e kısa sürede saklanma ihtiyacı duyacakları göz önüne alınarak;gürültüsüz ve sakin yerlere yerleştirilmelidir. Yemler çevre şartlarından etkilenmeyecek şekilde kap ve kutulara konulmalı; kesinlikle insan eline maruz bırakılmamalıdır. Bu amaç için özel imal edilmiş kapaklı ve kilitli fare ve sıçan yem istasyonları tercih edilmelidir.İstasyon kap ve kutular üzerine
'
FARELER ZEHİRLİDİR.
'
Fareler için uyarıcı yazı yazılmalıdır. İlaçlamada kullanılacak kullanılacak fare zehirinin fomülasyon mücadele ortamının ve farelerin beslenme özelliklerine uygun olarak seçilmelidir. örneğin;kanalizasyon; rutubetli ve ıslak ortamlarda tercih edilecek fomülasyon tipi mum bloklarıdır. Yem istasyonları belli aralıklarla yerleştirilmelidir, 7-10 günde bir kontrol edilerek azalan yemler takviye edilmelidir hiç dokunulmamış istasyonların yerleri değiştirilmeli veya azalan yemlere ilave edilmelidir


* FARELERİN VERDİĞİ ZARARLAR

* Ev ve işyerlerini istila eder, eşyaya zarar verir, kemirirler yiyeceklere zarar verir, tüketir ambalajlarını bozarlar.Farelerin Dışkıları kılları ve taşıdıkları mikro organizmalar yiycekleri kontamine eder.Gıdaları ve gezdikleri çevreyi kirleterek resimleri ile beraber bulaşıcı hastalıkların insanlara yayılmasına neden olurlar. (veba,tifüs,weil,sodoko,hummalar,parazitler hastalıklar, kuduz salmonella bakterileri ve barsak enfeksiyonları gibi bir çok hastalık) *Çiftlik hayatına zarar verirler. Süt ve yumurta üretiminde azalmaya hayvanlarda yarattıkları stres ve rahatsızlık ile ağarlık kaybına neden olurlar. Peptospirosis, salmonella, brucellosis ve şap hastalığını yayarak büyük tehlike teşkil ederler. *Ahşap metal yerleri, boruları, elektrik kablolarını vs kemirirler. Elektrik kontağı ve yangına sıkça neden olurlar. *Isırıklara ve diğer yaralanmalara neden olurlar korkutarak insanların sağlığını da bozarlar. *Fareler sadece gemileri batırmakla kalmıyor, elektrik kablolarını da kemiriyor. Çünkü, bu hayvanların genetik kökenli diş problemleri var; ön dişlerindeki büyüme durmuyor. Bu nedenle fareler, ön dişlerinin büyümesini engelleyebilmek için elektirik kablolarını kemirme ihtiyacı duyuyor. Ancak elbette ki bu hem onlar hem de çevre için büyük bir risk taşıyor. Yüksek voltajlı kabloları kemiren bir fare yangın çıkmasını neden oluyor, ancak tabii ki bu yaptığından pişman olacak kadar uzun yaşayamıyor. Farelerin dişleri hafif çelikten bile daha sert olduğundan boruları, ince metalleri ve hatta beton blokları bile kolayca tahrip edebili
yor

*  UZUN KUYRUKLARIYLA YÖN BULUYORLAR!

Çünkü kısa olsa kaybolurlardı. Kuyruk farenin sadece denge sisteminde değil, aynı zamanda yön bulma duyularında da etkili bir rol oynuyor. Farelerin kuyrukları vücut ısılarını da düzenliyor ve vücut ısısı yükseldiğinde bunu düşürüyor

İŞTE BU ZARARLILARDAN ANCAK İLACLAMA İLE KURTULABİLİRSİNİZ